Anasayfa » Makaleler » Adayların kimliği
Ali Kenanoğlu

Adayların kimliği

7 Haziran’da seçime girecek olan siyasi partiler aday bilgilerini Yüksek Seçim Kurulu’na teslim edip kamuoyuna açıkladılar. Açıklanan adayların değerlendirilmesi, tartışılması kamuoyunda sürmeye devam ediyor.

Bu seçimlerde ilk defa adayların bu kadar çok halklar ve inanç kimlikleri üzerinden bir belirleme ve değerlendirilmeye tabi tutulduğuna tanık oluyoruz. Kimileri bunu iyi olarak görürken kimileri ise ülkenin geldiği parçalanmışlık olarak değerlendiriyor.

Şüphesiz ki adayların kimlikleri üzerinden belirlenmesi ve tanıtılmasını demokratik koşulların sağlandığı, eşit üretimin ve hakça bölüşümün sağlandığı koşullarda konuşmak doğru olmayacaktır.

Ancak bizim gibi kimi insanların sırf kimlikleri yüzünden ayrımcılığa tabi tutulduğu, tüm bilgi ve becerilerine rağmen hak ettikleri yerde bulunamadıkları ülkelerde adayların kimliklerinin ön saflarda olmasından daha normal ve olması gereken bir durum da yoktur.

Bu seçimlerde partilerin Türk ve Sünni kimlikli adaylar dışındaki adayları seçilebilecek sıralardan aday göstermeleri HDP’nin topluma ve siyasete kattığı bir kazanımdır. Halkların Demokratik Kongresi ile başlayan bu süreç egemen etnik kimlik ve egemen inanç kimliği dışında kalan kesimlerin siyasi özne olarak var olmalarının önünü açmış ve bu toplulukları cesaretlendirmiş, özgüven duygularının kazanmalarını sağlamıştır.

Bu nedenle bugün HDP dışındaki partilerde Ermeni, Çingene – Roman, Ezidi, Alevi, Kürt, LGBTİ, kadın kimlikleriyle ama bunun yanı sıra diğer vasıfları da bulunan adayların öne çıktığını görebiliyoruz.
HDP’nin barajı aşması durumunda Meclis gerçek kimliğine kavuşacak ve halkların inançların farklı kimliklerin temsiliyetine sahip olacaktır.

Alevi adaylar açısından listelere baktığımızda MHP ve AKP listelerinde Alevi adaylara rastlayamıyoruz.

CHP ve HDP listelerinde Alevi adayların yer bulduklarını görüyoruz. Tabi burada Alevi kimliği ile neyin ifade edildiği çok önemlidir. Bu konuda nasıl bir ayrım yapılacağı konusu tartışılmaya muhtaçtır. Ancak bu ayrımı “Alevi kökenli” ve “Alevi” olarak ikiye ayırabiliriz. Bu Alevi kökenli lafı bizzat kimi Alevi ailelerden gelen siyasetçilere aittir. Yani Alevi kimliğini utangaçça ifade eden veya “canım ben de Aleviyim ama Alevi kimliğimi ön planda tutacak kadar şovenist değilim” tarzında konuşan arkadaşlarımızı ifade etmektedir.
Bu anlamıyla CHP’de ilk gözümüze çarpan Alevi arkadaşlar ön seçimde Ankara 1. bölge, Sivas ve Balıkesir’de ön seçimlerde 1. sırada bulunmalarıdır. Bunların dışında farklı illerde Alevi kökenli arkadaşlarımız da CHP sıralarında bulunmaktadır.

HDP’de ise İstanbul 2. bölge, 3. bölge, İzmir 2. bölge ve Mersin’de Alevi adaylar yer bulurken, bir hayli de Alevi kökenli aday arkadaşlarımız HDP adayları arasında yer aldılar.

Alevi toplumunun seçmen sayısı, Alevi örgütlü yapısının kitleselliği göz önünde bulundurulacak olursa her iki partideki Alevi adayların sayısının azlığını kabul etmek gerekir. Bunun bu seçimler açısından bir ilk olduğunu kabul edip yakınmadan Alevi toplumunun siyasi bir özne olarak siyasi hayatta yer almasının yol ve yöntemlerini bulmak gerekir.

Bu vesile ile tüm adaylara başarılar diler, 7 Haziran seçimlerinin halklarımıza, inançlarımıza ülkemizin ve bölgemizin geleceğine hayırlı olmasını temenni ederim.

Aşk ile…

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!

ali_kenanoglu

Tunceli Üniversitesinin Alevilik kaygısı

Tunceli Üniversitesi rektörü ve üniversitede Alevilik çalışmaları yürüten heyetle iki defa aynı ortamda bulunduk. Şu ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir