Anasayfa » Haberler » Türkiyeden Haberler » Allah Allah’ nidalarıyla cem dönenler ile Allah Allah sesleriyle onları katletmeye gelenler
Allah Allah' nidalarıyla cem dönenler ile Allah Allah sesleriyle onları katletmeye gelenler

Allah Allah’ nidalarıyla cem dönenler ile Allah Allah sesleriyle onları katletmeye gelenler

‘Mitomani’ Alevilerin yaşadığı katliam iklimini yaratan nefret söylemlerinden olan ‘Mum Söndüyü’ ele alıyor. Antalya’nın Alevi köyünde çekilen film, bir taraftan ‘Allah Allah’ nidalarıyla cem dönenler ile Allah Allah sesleriyle onları katletmeye gelen insanları aynı sahnede çarpıcı bir şekilde gösteriyor

Antalya Film Ekibi’nden Bulut Gümüşboğa ve Mahmut Atıl’ın çektiği “Mitomani” Alevilere tarihsel olarak atfedilen nefret söylemlerinden biri olan  ‘Mum Söndü’yü anlatıyor. Gümüşboğa ve Atıl Antalya’da yaşayan iki Alevi genci. Filmi de Antalya’nın bir Alevi köyünde çekmişler. Film, Alevilere katliam iklimi yaratan tarihsel iftirayı katliamların önünü açan bir nefret söylemi olarak ortaya koyuyor. 8 dakikalık film, bir taraftan ‘Allah Allah’ nidalarıyla cem dönen kadınlı erkekli insanlara, diğer taraftan da ‘Allah Allah’ sesleriyle onları katletmeye gelen insanlara aynı sahnede yer vererek çatışan iki zihniyeti çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Gümüşboğa, Alevilerin tarihsel korkusunu göstermeyi amaçlayan filmin çekimleri sırasında köylülerin katliam sahnesini gerçek sanarak film ekibinin önüne silahlarıyla çıkması da bu korkunun ne kadar gerçekçi olduğunu gösterdiğini söyledi. Geçtiğimiz günlerde sona eren Yılmaz Güney Kısa Kürt Film Festivali’nde sinemaseverlerle buluşan filmi, yönetmenleriyle konuştuk.

Nefret söylemi sürüyor

Gümüşboğa filmin ortaya çıkış sürecini, “Biz alevi kültürü içinde yetiştik. Bu, ilk defa karşımıza çıkan bir şey değil. İlkokulda, lisede, üniversitede karşımıza çıktı. Bir iftiranın tarihsel bir süreci var. Bugün kültürler bu kadar iç içe geçmişken bu nefret söyleminin devam ediyor olmasının korkutucu. Biz de bu tarihsel iftira sürecini anlatmak istedik. Yaşanmışlıklardan yola çıkarak oluşturduk” diye belirtti. Katliama uğramış bir halkın değerlerini sinemaya aktarmak istediklerini vurgulayan Gümüşboğa, hikayenin kendisinin hem direnişi anlattığını hem de bunu anlatırken direniş sergilediğini söyledi.

Köylüler silahlarını çekti

Alevilerin üzerinde bugün de tarihsel korkunun izleri olduğuna değinen Gümüşboğa, film yapım sürecinde bu tarihsel korkuyu çok çarpıcı bir şekilde yaşadıklarını şu şekilde ifade etti: Filmi Antalya Karatepe Köyü’nde çektik. Alevi köyü. Filmin akşam elde meşalelerle yürüyen guruh sahnesinin çekimini muhtarla konuştuk köye duyurabildiğimiz kadar duyurduk. Akşam bir tepki verilmesin istedik. Bu haber her yere ulaşmamış. Tam o katliam sahnesini çekeceğimiz sırada elde meşaleler ‘Allahu Ekber’ sesleriyle bağıra bağıra yürüyen insanlar sahnesi esnasında elinde silahlarla köylülerin geldiğini gördük. Bu köyü nasıl basarsınız kim bu köyü basıyor diye. Neredeyse sizi öldürüyorduk katliama geldiniz sandık dediler. İnsanların bu hali bizi çok etkiledi. Biz de o andan sonra filmin ne kadar önemli olduğunu anladık. İnsanların korkularının sinemaya aktarılması, bütün insanların görmesi lazım dedik.

Söylemin ardındaki katliam

Alevilerin tarihsel olarak sürekli nefret söylemi ile karşı karşıya kaldığını belirten Gümüşboğa, bu söylemlerden en yaygın olanlardan birinin de “Mum Söndü” olduğu için bu iftirayı anlatmak istediklerini kaydetti. Eve gizlice girip çıkan iki kadın, iki erkekle başlatarak filmin hikayesini çarpıcı bir şekilde anlatmak istediklerini belirten Gümüşboğa, “Bir kadın ve bir erkek arka arkaya eve girdi mi muhakkak onlara da iftira atılır. Bunlar evde ne yapıyor sorgulanır. Biz ‘Mum Söndü’ söylemiyle hem ötekileştirilen bir halk gerçeğini hem de bu nefret söylemi ardından gelen katliam süreçlerini anlatmak istedik” dedi. Filmde Alevilere karşı köylüleri kışkırtan kişinin köyde yaşayan sıradan bir köylü gibi görünse de aslında Alevilerden kurtulmak isteyen bir iktidar anlayışını sembolize ettiğini ifade eden Gümüşboğa, egemen inancın egemen devletle olan tarihsel bağına da dikkat çekmek istediklerini söyledi.

İki zihniyet, iki Allah

Filmde katliam sahnesinde iki anlayışının rafine bir şekilde karşı karşıya gelme sürecini izlediklerini sözlerine ekleyen Gümüşboğa, bu çatışmayı şu şekilde aktardı: Dışarda katliamcılar Allah Allah sesleri ile katliam yapmaya geliyorlar. İçerde ise Allah Allah sesleri ile ibadet yapılıyor. Bunu parelel kurgu içine yerleştirmeye çalıştık. Geçmişte Aleviler ibadetleriyle Allaha karşı geliyorlar diye Allah Allah naralarıyla katledildi bugün de DAİŞ Allah Allah sesleri ile insanların kafalarını kesiyor. O topluluklar DAİŞ’in nüvelerini taşıyor. Türkiye tarihi iktidarı elde edenlerin Allah deyip azınlıkları katletmesi ile dolu. Katliam sadece Alevilere değil, Ermenilere, Rumlara da uygulandı.

Beyaz soykırım sürüyor

Bugün de katliam ve beyaz soykırım süreçlerinin devam ettiğini vurgulayan filmin diğer yönetmeni Mahmut Atıl ise Alevilerin bu saldırlara karşı direnişe geçmesi gerektiğini kaydetti. Alevilerin dışardan katliam tehtidlerine içeriden de beyaz soykırım süreçlerine maruz kaldığının altını çizen Atıl, şunları kaydetti: Cami-cemevi projesi ile Alevileri yanlarına çekmeye çalışıyorlar. Resmen beyaz bir soykırım. Alevi gibi görünen bir takım kurumlar var bunlar ilk başta Aleviliği asimile eden kurumlardır. Aleviler direnişçi bir toplumdur; ama bu gibi kurumlar devletin ve iktidarın desteğiyle direnişi yıkmaya çalışıyorlar. Pir Sultan geleneğini her ne olursa olsun sözünden dönmeme ve inancından vazgeçmeme geleneğini sürdürmek gerekiyor. Direnişin olduğu her yerde umut vardır.

Ezilen halklar birlik olmalı

Devletin Kürdistan’da yaşayan Kürtlere de büyük acılar yaşattığını ifade eden Atıl, kendi gibi düşünmeyen, yaşamayan, yaşamak istemeyen insanları katletmeyi sürdürdüğünü de belirtti. Sorunların çözümünün birbirine bağlı olduğunu söyleyen Atıl, “Kardeşlik diyorlar ama bu kavramı da kirlettiler. Barışı da eşitliği de kirlettiler. Roboski’yi bombalıyorsun, Cizre’yi bombalıyorsun her yeri bombalıyorsun eşitlik ve kardeşlik diyorsun. Artık bu kavramları bu topraklarda yeniden yeşertmek gerekli. Ezilen halkların birlik olma zamanı.

www.ozgurgundem.com

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!

alevi-bektasi-federasyonu-genel-merkezine-saldiri

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Merkezine Saldırı

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Merkez Binamıza dün gece kimliği belirsiz kişi veya kişilerce girilmiş, ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir