Anasayfa » Makaleler » “Bir sürü çocuğu öldürdüler”
turan-eser

“Bir sürü çocuğu öldürdüler”

“Bir sürü çocuğu öldürdüler” diyor şair. Hepsi gençti, çocuk ruhluydular. Savaşın enkazı içinde büyüyen çocuklara park yapmak isteyen güzel yürekli gençlerdi. Onlar sosyalist düşüncenin güzelliğini, kalplerinde, düşüncelerinde ve vicdanlarında hissedenlerdi. Bir sürü çocuğu Suruç’ta öldürdüler.

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesiydiler. IŞİD çetelerinin saldırıları sonucu yıkılmış Kobanê’yi yeniden inşa etme çalışmalarına katkı ve dayanışma amacıyla karar almıştılar. Bir hafta boyunca Kobanê’de çalışacaklardı.

Kobanê’nin yeniden inşasına yardım ve dayanışma için yola çıkmışlardı. Öldürmekten başka hiç bir işe yaramayan silahlarla ve ölüm taşıyan MİT TIR’larıyla değil, gönül heybelerindeki sevgileri, dayanışma duyguları birde bavullarında birlikte taşıdıkları oyuncakları, kitapları ve ağaç fideleri ile yola çıktılar.

19 Temmuz günü İstanbul’da “Kobani’yi yeniden inşa etmek için alın terimizle, emeğimizle çalışıyor olacağız. Okulların ve hastanelerin yapımında, çocuk parklarının inşa edilmesinde, bir tane hatıra ormanın inşa edilmesinde, Kobanê halkının sağlık çalışmalarında yer almak için Kobani’ye gidiyoruz. Bizler Gezi’nin direnişiyle, Gezi’nin umuduyla orada olacağız” diyerek yola çıkmışlardı.

Kobanê’de inşaat çalışmalarına katılacaklardı. Harç karacaklar, duvar örecekler ve savaşın kentte yarattığı tahribatı onaracaklardı. Yaptıkları tüm çalışmalar, gelecekte kullanılacak kaynak ve anı olsun diye bol bol fotoğraf ve belgesel çekeceklerdi.

Kaniya Kurda tepesine 500 ağaç dikerek bir hatıra ormanı kuracaklardı. Kobanê’li çocukları, gençleri bir araya getirip, onlarla birlikte tiyatro ve müzik gösterimleri yapacaklardı.

Sağlık hizmeti ve sağlık çalışmalarına destek sunacaklardı. Ölüm ve savaşın arasına sıkışmış hayatın çocuklarına oyun parkı yapacaklardı.

Küçük kardeşlerine kreş yapıp, onlara masal okuyacaklar ve birlikte oynayacaklardı.

Kütüphane kuracaklardı. İngilizce, Arapça, Kürtçe ve Türkçe kitaplar toplamışlardı. Kobanê’deki kadınlar için elbise, bebeklere süt, mama ve çocuk bezi almışlardı.

Oyuncak toplamışlardı; onları çocuklara dağıtacaklardı. Duvarlardaki bomba, kurşun izlerinin üzerine birlikte kuşların, bulutların, evlerin ve çocukların resimlerini çizeceklerdi.

Berkin Elvan’ı da unutmamışlardı. Onun adına birde meyve ağacı dikeceklerdi. Çocuklar Berkin ağacın meyvelerini toplayıp yesinler diye..

Olmadı.. Olmadı…Olmadı…

Suruç’ta onları, TIR’larla taşınmış IŞİD’in ölüm bombası karşıladı. Karanlığın bombası gülerek yola çıkan çocukların tam ortasında patladı.

Ölümün sesi bu kez parçalanmış bedenlerden sonra geldi. Yüreklerini, gönüllerini, davalarını,dayanışmalarını, sevgilerini ve sözlerini birlemiş çocuklarımızın parçalanmış bedenleri, birliktetaşıdıkları oyuncaklar, kitaplar ve ağaç fideleriyle sokaklara serpildi. Kış geceleri anneleri üstlerini örtüyordu. Temmuz sıcağında parçalanmış bedenlerini gazetelerle örttüler. Her yer kan, parçalanmış bedenler. Çığlıklar ve hıçkırıklar içinde yükselen ses “kimler öldü?”, “kaç kişi öldük?” diye soruyordu.

Ölmüş bir gencin eli, yaralanmış yoldaşının elinin içinde sıkıca sarılıydı. Katliamın açtığı yaraları saran Dr. Ayten İnan televizyonda “biraradayız buradayız yılmayacağız” diye haykırıyor. Kanlar içinde Anneannesine “ben iyiyim sakın televizyonu açmayın” diye telefon açan torunun sözlerinden, ölüm parkında nasıl bir vahşetin yaşanmış olduğunu anlıyorduk.

Katiller oradaydı! Besleyenler, destekleyenler ve azmettirenler de oradaydı. Ölen çocuklarımızın üstünde koalisyon tartışmalarına manşetten yer vermiş gazeteler seriliydi. Hastane koridorlarına sıralanmış yaralılar…

Bomba aslında önce patlamıştı. Kulaklar duymadı! Gözler görmedi!

İnsanlık dışı hayallerini, Irak’ı, Suriye’yi işgal ederek, yok etmeye çalışan, bir ülkeyi halkalarıyla birlikte dünyanın en büyük mezarlığına gömenler ve Suriye kan gölüne çevirmek için siyasal İslamcı cihadistleri, IŞİD’ci, El Kaideci, El Nusracı, ÖSO’cuların insanlık dışı katliamlarını destekleyen ve bunun için Türkiye’deki AFAD kamplarını onların karargahı haline getiren AKP’nin mezhepçi politikaları bombaları çoktan patlatmıştı.

Bombanın bir pimi de Ankara’da çekilmişti!

Suruç’ta yitirdiğimiz gençlerimizin hem mirasına hem de yarım kalmış görevlerini tamamlamak hepimize düşüyor.

Şimdi Kobanê’ye gitmeliyiz. Yitirdiklerimiz adına bir gençlik evi yapmalıyız. Önünde kocaman bir parkı olsun. Parkın için her bir gencimiz için bir çınar ağacımız olsun. Parkta çocuklar için oyun yerleri bulunsun. Bir sahnesi olsun, birlikte onların şarkılar söyleyelim..

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!

ali_kenanoglu

Tunceli Üniversitesinin Alevilik kaygısı

Tunceli Üniversitesi rektörü ve üniversitede Alevilik çalışmaları yürüten heyetle iki defa aynı ortamda bulunduk. Şu ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir