Anasayfa » Haberler » Türkiyeden Haberler » Celal Başlangıç: “AKP ‘yüzleşmenin’ yolunu buldu: Müze yap kurtul!”
celal-baslangic

Celal Başlangıç: “AKP ‘yüzleşmenin’ yolunu buldu: Müze yap kurtul!”

“Alevi açılımı” için çalıştaylar kabak tadı verince Hacı Bektaş’a girişten müze parasını kaldır, Madımak’ı “daha yaşayan müze” yap, Tunceli’yi Dersim yapmak yerine askeri kışlayı “Dersim Müzesi”ne çevir, Kürt sorununun da çözümü basit; Diyarbakır Cezaevi’ni ‘Amed Müzesi’ yap. Sansaryan Han’ı “Ermeni Müzesi”ne çevir. Tam AKP’nin yüzleşmeleri ve sorunları müzeye kaldırdığını düşünüyorduk ki, Edirne Valisi durumu faş etti. İsrail’e kızınca Büyük Sinagog’u müzeye çevirmeye kalktı. Böyle giderse memleket müze mezarlığına dönecek.

Ne kadar yüzleşmeniz gereken bir yaranız varsa geçmişten gelen, çözmeniz gereken hangi sorununuz varsa, dert etmeyin artık.

AKP’nin yaptığını yapın; koyun müzeye, kurtulun!

Ama sakın müzeye girişi de bedava yapmayı unutmayın!

İktidar baktı ki çalıştay üstüne çalıştay toplamakla bir türlü çözülemiyor “Alevi sorunu”, bu sefer “nafile çalıştay”ından daha etkin bir yol buldu.

Aşure Günü programına katılmak için Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde katıldığı Aşure Günü’nde Başbakan Ahmet Davutoğlu kesin çözüm yöntemini açıkladı; “Bundan sonra Hacı Bektaş Veli türbelerinden müze girişi olarak para alınmayacak”tı.

Hacı Bektaş  Veli’nin huzuruna bedava çıkan Alevi de böylece bütün sorunlarının çözüldüğünü, artık bütün yurttaşlar gibi kendisinin de “eşit olarak” türbeye girebildiğini görecekti.

İşte tek bir hamlede bitmişti “ayrımcılık”.

Her ne kadar AİHM’deki Avrupalı yargıçların bile durumun vahametini anlayıp “zorunlu din dersleri kaldırılsın” kararını duymamış gibi yapıp “Eğer herhangi bir mezhep, din bu derslerde tahkir ediliyorsa gerçekten bu dersleri kaldıralım” diye havaya bakarak ıslık çalsa da, “Alevi sorunu”nu “sihirli müze formülü” ile çözmeye kararlıydı Başbakan Davutoğlu:

“Madımak Oteli’ni kamulaştırdık. Daha iyi hale getirebiliriz. Daha yaşayan bir müze haline getirebiliriz, bunu da teklif ediyorum.”

Herhalde “daha yaşayan” hale getirmek için Madımak’a da bir çözüm öneriyordu.

Katledilenlerle birlikte, katlederken ölenlerin de isimleri yan yana duruyordu Madımak’ta.

Her halde katlederken ölenlere “katliam şehidi” diye ayrı bir bölüm yapıp Madımak’ı “daha yaşayan” hale getireceklerdi.

Ne önemi var canım ülkede bilmem kaç bakanlıktan büyük Sünni İslam’ın Diyanet’inin Alevilerden de alınan vergilerle yüzbinin üzerinde imamı olmasının, Cem Evleri’nin ibadethane olarak kabul edilmemesinin, devlette değil Alevi bir bakan, bir müsteşar bile olmamasının…

Hacı Bektaş’a müze parası ödemeden girdin mi, bir de “daha yaşayan” Madımak Müzesi’ni gezdin mi, en küçük bir “Alevi sorunu” bile hissetmeyeceksin.

Koy müzeye sorunu, gir müzeye bedava…

Al sana çözüm!

Daha bitmedi.

Davutoğlu öyle kararlıydı ki Dersimlilerden özür dilemeye, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu iyice köşeye sıkıştırmak için Tunceli adının Dersim olarak değiştirileceğini açıklayacaktı. Herkes bunu bekliyordu ama… Yine “müzelik” bir çözüm çıktı Davutoğlu’ndan:

“Dersim’de eski kışla müzeye dönüştürülecek ve adı da ‘Dersim Müzesi’ olacak. Bunun için 10 milyon Türk liralık ödeneğin talimatını verdik.”

Herhalde bu 10 milyon lira da müzeye ek olarak “çözüm süreci”nin “yüzleşme görümlüğü”ydü.

Elbette müzenin bir köşesine de “Tunçeli Valisi ve Komutanı” Abdullah Alpdoğan Paşa’nın bir büstünü eklemeyi de ihmal etmezlerdi, yeni ittifaklar politikalarının “fıtratına” uygun davranmak için.

Bu kadar da değil, dahası da var.

Hükümet Tunceli’nin adını Dersim yapamamıştı ama Tunceli Üniversitesi’nin adının Munzur Üniversitesi olarak değiştirileceğini müjdeledi!

AKP her şeyi çözmenin bir yolunu bulmuştu. Ama bir tek yolunu bulmuştu; “müze yap kurtul.”

Şimdi sırada Kürt sorunu var.

Aslında “açılım süreci”, “çözüm süreci”, “milli birlik ve kardeşlik projesi” gibi, lafı İmralı’dan geçirip Kandil’den dolaştırmaya hiç gerek yok.

Yap Diyarbakır 5. Nolu Askeri Cezaevi’ni “Amed Müzesi”, bir çırpıda çöz sorunu.

Ama sakın içindeki bir köşeyi de “Kahraman Türk Subayı Esad Oktay Yıldıran”a ayırmayı unutma.

Nasıl Madımak’ta katledilenlerle katlederken ölenler aynı çatının altındaysa, Amed Müzesi’nde “Esad Oktay köşesi” pek yakışır senin “fıtratına”.

1915 yaklaştığına göre sırada “Ermeni sorunu” var demektir.

Sadece bir Ermeni’yi danışman yapmakla bu işi atlatamayacağına göre bir de “Ermeni Müzesi” çözümün başlangıcı olabilir.

Ermeni Vakıflardan kendi çıkardığın yasaları bile tanımayarak yangından mal kaçırır gibi gasp edilip birilerine peşkeş çekilen Sirkeci’deki Sansaryan Han en uygun mekandır “Ermeni Müzesi” için.

Aman müzenin içine; Talat Paşa, Enver Paşa, Dr. Bahattin Şakir gibilerinden mürekkep “100 Türk Büyüğü” galerisi yapmayı da ihmal etme. Bu da “fıtratına” dahildir.

Tam herkes “AKP; acılarla, sorunlarla yüzleşmenin yolunu müzeler yöntemiyle çözüyor” derken foya ortaya çıktı.

Herkes sanıyordu ki AKP sorunları müzeye kaldırıyor.

Oysa niyet başkaymış.

Edirne Valisi olmasa bu numaraya uyanamayacaktık.

İsrail’in Mecid’i Aksa’ya düzenlediği baskına kızan Edirne Valisi ne yaptı?

Kızgınlığından restorasyonu süren Büyük Edirne Sinagogu’nu müzeye çevireceğini açıkladı.

Şimdi anlaşıldı ki karşısına çözmek ya da yüzleşmek zorunda olduğu bir sorun çıkınca, AKP çözüm yolunu bulmuş, kızgınlığından müzeye koyuyormuş!

Memleket  cemaatsiz camiler, müşterisiz AVM’ler mezarlığına dönerken AKP kızgınlığından “eserlerine” bir yenisini ekledi; sorunlar, acılar, yüzleşmeler ve çözüm müzeleri mezarlığı…

“Eski Türkiye”de iktidarlar sorunları buzdolabına koyardı, “Yeni Türkiye”de AKP müzeye koyuyor.

Biz çözüm ve yüzleşme için müze kurduklarını sanıyorduk, meğer kızgınlıklarından müze kuruyorlarmış.

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!

alevi-bektasi-federasyonu-genel-merkezine-saldiri

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Merkezine Saldırı

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Merkez Binamıza dün gece kimliği belirsiz kişi veya kişilerce girilmiş, ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir