Anasayfa » Makaleler » ‘Çıbanbaşını kesmek farz-ı ayndır’
turan eser

‘Çıbanbaşını kesmek farz-ı ayndır’

Dersim.

Kutsal zirvelerin Kızılbaş diyarı.

Renklerin, çiçeklerin, dillerin, dinlerin, kültürlerin, kardeşliğin beşiği. Mazlumların, mağdurların evi, ocağı, sığınağı.

Doğaya can ve ruh katan, toprağı, suyu, güneşi ve havası canlılar için “medet kapısı”… Toprağında keramet, doğası merhamet dolu Dersim.

Resmi kayıtlara göre de “Çıbanbaşı!”

Devletin “Dersim, Hükumet-i Cumhuriyet için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kat’i bir ameliye yapmak farz-ı ayndır”, ‘’katli vacip’’ dini fetvasıyla inancı, dili, doğasının kutsallığı ve halkı soykırıma maruz kalmış.

Munzur Baba’nın efsanesinden, Seyit Rıza’nın zulüm karşısında “Kerbela’nın evladıyız, ayıptır, zulümdür, cinayettir!” diyen itiraz sesinin yükseldiği vadilerden gelen tanıkların ve torunların payına, ölümleri ve zulmü anlatmak düşüyor.

Ölüme koşanların, Munzur, Kutu Deresi, Zini Gediği vadilerden gelen ölüm kokularına, mezarsız ölülere tanıklar. Ormana düşen, nehirlerde akıp giden, mağaralarda zehirlenmiş cansız bedenler gözleri önünde.

Toprağın altındaki ve üstündeki etnik ve dinsel soykırım mezarlarında Dersimlilerin ölüleri, dilleri, dinleri, kültürleri gömülü. Artık1937-38 Dersim Soykırımı’nı ve 15 Kasım 1937’de Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamlarını “haklı” gösteren tüm resmi tarih çöktü. “Şimdi yüzleşme zamanıdır” diyorlar.

ÇİÇEKLERİN DİLİ   
Dersim bin bir çiçekli bir cennettir. Doğa ile bütünleşmiş bedenlerin üzerinde yetişen ölmez çiçek, çarşır mantarı, allı gelin, menekşeler, kar sümbülü, çiğdem, mor newroz ve çiğdemler var.

Çiçekler Munzur’da dile gelir.

Acıyı ve sürgünü sardunyalar anlatır.

Toprağına veda etmenin acısını, Dersim’de soyu tükenen mor gelincik dile getirir. Güller aşkı değil, katliamı anlatır Dersim’de.

Nergisler, Nusut Deresi’nde kırmızı akan sulardır. Menekşeler, ceset dolu Kutu Deresi. Papatyalar, toprağa kefensiz düşenlerin canına dokunur.

Kızıla boyanmış topraklarda, kayıp kızların ve kanla yazılmış Dersim tarihi yüreklere acılı mürekkeple yazılır.

Kalbine, ağıtları gömmüştür bu topraklar. 77 yıldır yüreklerinde atan her acının vuruşunu duyuyor Dersimli.

DERSİM; KİRİ VE GÜNAHI TEMİZLER  
Seçim yatırımı için, Ermenek, Validebağ, kesilen zeytin ağaçları, KaçAK-Saray, yolsuzluklar gerçeğinin üstünü örten “Dersim özrü” ve “Alevi açılımı” istemiyorlar.

1938 Zini Gediği katliamı ile yüzleşmek için Kılıçkaya köyünde öldürülen 95 köylünün anısına dikilen anıtı, 2014 yılında yasaklayıp derelere sürükleten AKP hükümetinin “özrü” asla samimi olamaz.

Dersimliler 77 yıldır, Düzgün Bawo’nun ocağından, vicdansız, sözde ve istismar özürleri değil, bizzat devletten ve TBMM’den vicdanlı ve resmi bir yüzleşme ve özür bekliyorlar.

İntikam duygusuyla değil, samimi bir yüzleşme için el uzatıyorlar. Davetleri yüzü ve vicdanı olan herkese. Çünkü Dersim’in suyu kiri, toprağı suyu, sevgisi kini, ateşi günahları, dostluğu düşmanlığı temizler.

Düzgün Bawo ocağına özünü dara çekmek için gelen dosttur ona. Özrü ile gelenin eli tutulur. Kapısından eğri odun bile girmez. Ama doğru, vicdanlı ve samimi isen kapısı açıktır. Girmesini bilene.

SOYKIRIM VARKEN, ÖZÜR NASIL OLUR?   
1937-1938 soykırımı, Dersim’de Diyanet ve zorunlu din dersleriyle, Munzur Vadisi’nde planlanan HES baraj projeleriyle, bitkileri, canlıları, kutsal mekânları yok ederken, Dersim’de Alevi dedelerini Kabe’de hacılaştıran, ceplerine gri pasaport koyan AKP, kültürel soykırıma devam ederken, hangi özür yarayı saracak?

Bir Dersim atasözü “Çarık ayağı, urgan boğazı, günah yüreği sıkar” der.

Günahlarıyla, sahte özürleriyle, siyasi istismarlarıyla Dersim’in yüreğini her gün sıkanlara inat.

Dersim halkı 77 yıldır vicdanlı ve kalpten bir özür bekliyor.

Özür dilemesini bilenden.

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!

ali_kenanoglu

Tunceli Üniversitesinin Alevilik kaygısı

Tunceli Üniversitesi rektörü ve üniversitede Alevilik çalışmaları yürüten heyetle iki defa aynı ortamda bulunduk. Şu ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir