Anasayfa » Makaleler » Diyanet ve ‘laik’ fetvalar yerine
turan eser

Diyanet ve ‘laik’ fetvalar yerine

“Diyanet neden kapatılmalı?” başlıklı yazımızda, “Peki DİB kapatılsın ama yerine ne konulmalıdır” sorusunda kalmıştık.

Türkiye’de din ve devlet ilişkisinde yaşanan arızalardan birisi olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) sorununa ilişkin dile getirilen dört eğilim var.

Birinci eğilim, DİB’nin mevcut mezhepçi halinin muhafaza edilmesinden yanadır. Devlet zora dayalı mezhepçi din sopası ile vatandaşının vicdanına hükmetmeyi ve farklı inançları asimile etmeyi ister.

İkinci eğilim, mevcut arızayı ve kamburu düzeltmek yerine, çeşitlendirmek için, DİB’nin çoğulcu ve diğer din ve inançları da kapsayan konuma kavuşturulmasını savunur.

Üçüncü eğilim, sanki Türkiye’deki özerk kurumlar “özerk”miş gibi, DİB’nin özerk bir kuruma dönüştürülmeli der. Ayrıca DİB’de yer almak istemeyen diğer inanç grupları kendi kurumlarını “açsın” derler.

Dördüncü eğilim ise Diyanet’in lağvedilmesini ve devletin din hizmeti sunmamasını savunur.

ÇÖZÜM DİNSİZ DEVLET, ÖZGÜR VİCDAN
Laik bir ülkede devletin, toplumsal çeşitliği ayrıştıran dini, ruhban sınıfını andıran Şeyhülislamlık ve “laik” fetva veren kurumu olmamalı.

Devlet, kamu bütçesinden dini ve kurumlarını finanse etmemeli. Tüm inananlar ve inanmayanlar karşında tarafsız ve eşit uzaklıkta olmalıdır. Unutulmamalı ki inanç özgürlüğü kişisel ve özel alana aittir. Devlet bu özgürlüğü ve tercihi bireye ve inanç topluluklarına bırakmalıdır.

Aynı zamanda devlet üstüne vazife olmayan dini eğitimlerden de elini çekmelidir. İnanma ve inanma özgürlüğünü güvence altına almak devletin asli görevi olarak sınırlandırılmalıdır.

DİYANET’İN YERİNE NE KOYMALI?
Doğru tutum, inançların kendi alanında ve kendi içinde örgütlenmesidir. Din ve devlet işlerini, ilişkilerini birbirinden tümüyle ayırmak için Anayasal düzenlemeler yapılmalıdır. Bunun için de dinin, devletin işlerine, devletin de dini alanın işlerine müdahale etmemesi gerekir.

Laik bir ülkede devlet, herkesin din, vicdan, inanç ve inanmama özgürlüğünü korumalı, yasal güvence altına almalıdır. Bu doğrultuda yapılması gereken ise devletin tüm din, inanç gruplarının ve bunların tüm yorumlarına eşit uzaklıkta durmasıdır.

ÇÖZÜMÜN ADIMLARI
DİB, kuruluşunun 100. yılı olan 2024 yılında lağvedilmeli, dini ve inanç topluluklarının kendilerini sivil kuruluşlar üzerinden örgütlenmesi benimsenmelidir.

DİB’e kadro alımı durdurulmalıdır.

DİB’ye ait tüm kamu binaları, tesisleri ve araçları Kültür Bakanlığı ve Eğitim Bakanlığı’na devredilmelidir.

Sivil ve özel alandaki din istismara karşı, DİB yerine inanç özgürlüğünü sağlayacak ve istismarı önleyecek hukuksal düzenlemeler yapılmalıdır.

Kamu okullarında zorunlu ve seçmeli din eğitimi, öğretimi ve dini okullar (İHL ve İlahiyat Fakülteleri) kaldırılmalıdır.

Devlet okullarında sadece öğrencinin ve ebeveynlerin isteğine bağlı olarak, tüm dinler ve inançlar hakkında tarafsız bilgi aktarmak koşuluyla her türlü dogmalardan, teolojik yönlendirmelerden arındırılmış “Dinler hakkında felsefi ve tarihi bilgi” içeren ders objektif, çoğulcu ve nesnel kriterler çerçevesinde verilebilir.

Müfredatın içeriği ise tüm dinler ve inançların temsilcilerinin yer aldığı MEB Müfredat Komisyonu ile hazırlanmalıdır.

Kişinin kendi dinini/inancını öğrenme hakkı ise sadece o dinin ve inanç gruplarının kendi özel okullarında, kendi imkanları ile verilmelidir.

Nüfus cüzdanlarında “din” hanesi seçmeli olmaktan da çıkarılmalı ve tümüyle kaldırılmalıdır.
Dini ve inanç topluluklarının kendi finansmanını sağlamadaki denetimi sağlamak ve istismarı önlemek için, isteğe bağlı inanç vergisi sisteminden kamunun aracılığına imkan sunan uygulamaya geçilebilir.

İmam hatipler Anadolu Liselerine dönüştürülmelidir. Dini toplulukların kendi dini eğitimlerini sunabilmesi için özel okul açmasına izin verilmelidir. Bu okullar da MEB müfettişlerinin denetimine açık olmalıdır.

Özetle; devletin elini vicdanımızdan kesip koparırsak, bu ülke şeyhülislamlar ve ortalıkta dolaşan yer tanrılardan arınmış olur. Din ve inanç devletin esiri olmaktan kurtulup, ait olduğu yerde özgürleşir.

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!

ali_kenanoglu

Tunceli Üniversitesinin Alevilik kaygısı

Tunceli Üniversitesi rektörü ve üniversitede Alevilik çalışmaları yürüten heyetle iki defa aynı ortamda bulunduk. Şu ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir