Anasayfa » Makaleler » Güvercin Katilleri İşbaşında
erdal yıldırım

Güvercin Katilleri İşbaşında

“Nesimi der ki, ey füze yapanlar

Acımasız zalim cana kıyanlar

Bırak ey, yaşasın bütün insanlar

Barış güvercini uçsun dünyada

Son bulsun savaşlar, kimse ölmesin!”

Tam 14 yıldır bu ülkenin her karış toprağına düşmanlık, kin, nefret tohumları serpen, kendisi gibi düşünmeyen herkesi düşman gibi görüp saldıran, gözaltına alan, tutuklayan, öldüren – öldürten, tek adamlık ve padişahlık ve diktatör olma sevdalısı bir deli, çocukları, yaşlı genç insanları ve “barış güvercinlerini” öldürmeye, kan dökmeye devam ediyor.

19 Ocak 2007’den önce de, sonra da bu ülkede genç-yaşlı, kadın-erkek-çocuklar;  aydın, yazar, sanatçılar; özgürlükten, adaletten, eşitlikten yana olan ve barış isteyen insanlar, devlet erkini elinde tutan iktidarlarca, bizzat asker, polis, özel tim, mit kullanılarak öldürüldü. Bu ülke topraklarında yıllar yılı nice güvercinler katledildi. Güvercinler ki, dünyanın her bir yanında sadece “barış” ve “özgürlüğün” sembolüdürler.

Ve o güvercinlerden biri olan Rakel Dink’in çutagı Hrant Dink, 19 Ocak 2007 tarihinde bu devletin istihbaratı, miti, iti, jitemi ve onların piyon tetikçileri tarafından kahpece, kalleşçe sırtından vurularak katledildi. O Hrant Dink, ölümünden sadece 9 gün önce 10 Ocak 2007’de Agos Gazetesindeki köşesinde şöyle diyordu: Evet,  kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.”

Hrant Dink hem bir barış,  hem de Anadolu ve Mezopotamya topraklarına sevdalı bir güvercindi. Vatanını ve Anadolu topraklara olan sevdasını Hrant;“Bu topraklarda gözümüz var Evet, toprağında gözümüz var bu vatanın. Gözümüz var, ama bu toprakları koparıp götürmek için değil, bu toprakların en dibine girmek için” der. Ya da günün birinde Fransa’dan kalkıp Sivas’a, doğup büyüdüğü, bir müddet yaşadığı köye, topraklara gelen, orada yaşanmışlıklarını, tarihini, inancını ararken ölen ve o köyde toprağa verilen, Ermeni bir kadınla ilgili bir anekdotu anlatırken, “su çatlağını buldu” diyen biridir. Yine bir gün kendisine sorulan Bunca tehditlerden sonra ülkeden ayrılıp gitmeyi düşündüğünüz zamanlar oldu mu” sorusuna yanıt verirken: “Bugün Ermenistan cennet mekân olsa yine oraya gitmem. Avrupa’yı, Amerika’yı altın tepside sunsalar gitmem. Gözünüzü seveyim, her kök kendi toprağında. Benim köküm burada” diyecek kadar bu topraklara sevdalı biriydi.

İşte vatanını bu denli yürekten seven biriydi Hrant Dink. Ancak ne yazık ki, ülkede onlarca yıldır iktidara gelen “tek dil, tek din, tek millet” düsturunu savunan İttihat ve Terakkici, ırkçı, şövenist, faşist katiller, ortaçağ gericiliğinin temsilcisi bu zihniyet yıllardır barış güvercinlerinin, özgürlük sevdalılarının kanatlarını kırıyor, güvercinlerin uçmasını engellemeye çalışıyor ve öldürüyor.

Tıpkı geçmiş ocaklarda Ali Haydar Yıldız (24 Ocak 1973 Dersim Vartinik), Muammer Aksoy (31 Ocak 1990 Ankara ), Uğur Mumcu (24 Ocak 1993 Ankara), Onat Kutlar (11 Ocak 1995 İstanbul), Metin Göktepe’yi (8 Ocak 1996) ve 19 Ocak 2007’de İstanbul’da Hrant Dink’i katlettikleri gibi… Ve tıpkı bugünlerde Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Mardin’de Kürtleri katlettikleri gibi..

Yarın, sevgili Ahparigimiz Hrant’ın aramızdan ayrılıp yıldızlara gidişinin 9.yıldönümü. Hrant Dink nezdinde tüm yitirdiğimiz değerlerimizin anısı önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor ve diyorum ki, yarın“hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Kürdüz, Hepimiz Ermeniyiz”

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!

ali_kenanoglu

Tunceli Üniversitesinin Alevilik kaygısı

Tunceli Üniversitesi rektörü ve üniversitede Alevilik çalışmaları yürüten heyetle iki defa aynı ortamda bulunduk. Şu ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir