Anasayfa » Haberler » Türkiyeden Haberler » HDP Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Toğrul,Gaziantep’teki Aleviler örgütlenmezse ikinci Maraş yolda
HDP Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Toğrul,Gaziantep’teki Aleviler örgütlenmezse ikinci Maraş yolda

HDP Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Toğrul,Gaziantep’teki Aleviler örgütlenmezse ikinci Maraş yolda

 “DAİŞ gece gündüz örgütleniyor, devlet gıkını çıkarmıyor. Gidişat çok tehlikeli.  Gaziantep’teki Aleviler örgütlenmezse ikinci Maraş yolda” dedi.

IŞİD’in örgütlendiği kentlerden birisi olan Gaziantep hem IŞİD’e sınır olan ilçelerinin varlığıyla hem de doğu illeriyle batı arasındaki bağlantı noktasını oluşturması nedeniyle önemli bir merkez konumunda. IŞİD ve ÖSO’nun toplantılar düzenlediğinin basına yansıdığı Gaziantep’te yakın zamanda Ezidi kadınların satıldığı bir köle ofisi olduğu iddiaları da gündeme gelmişti. IŞİD’e erzak ve lojistik mühimmatın geçiş güzergahı olan Gaziantep’te hem Güneydoğu’nun en büyük sanayi kenti olması hem de Türk, Kürt ve Alevi, Sünni gibi etnik ve mezhepsel grupların beraber yaşaması kenti kritik noktalardan birisi haline getiriyor.

Yeni Özgür Politika’nın HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’la yaptığı röportajda, Toğrul Gaziantep’e ilişkin önemli noktalara değiniyor.

Röportajın bir bölümü şu şekilde:

Antep’ten başlayalım… Ne oluyor Antep’te?

İşin doğrusu Suriye’deki karmaşa başladığında ÖSO dedikleri muhalefet örgütlendirildikten sonra DAİŞ’in oluşturulması sürecinde Antep, bir geçiş hattı olarak kullanıldı.

Almanya, Kanada, Avustralya, Afrika’dan, yani dünyanın her yerinden çeteler Antep’e gelip bu kent üzerinden Suriye’ye geçti. Suriye’den tekrar Türkiye ve Avrupa’ya dönerek Ankara’da, Suruç’ta, Diyarbakır’da ve Paris’te katliamlar yaptılar. Antep bu yönüyle tam bir lojistik ve geçiş hattıdır. Öteden beri Türk devleti, Kürt karşıtı politikasından kaynaklı olarak bu gelişmeleri görmezden geldi. MİT TIR’larını biliyorsunuz. Yine Türk askerleriyle DAİŞ‘in telefon konuşmaları, yakın diyalogları kamuoyuna yansıdı. Antep’te ciddi bir örgütlenme ağı oluşturdular. 

Bu örgütler, dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, tek bir hücre içinde içeriye alınıp Suriye üzerinden dışarıya salınmazlar. Bunlar muhtemelen farklı bir hücre üzerinden hareket ediyorlar. Çünkü genel olarak terör örgütleri böyle çalışır. Antep’e böyle bakıldığında yüzlerce belki binlerce hücresinin olduğunu söylebiliriz.

Nasıl örgütleniyorlar peki?

Onlar daha çok illegal isimler üzeri çalışıyorlar. Antep’te çok sayıda farklı isimlerle dernekleri var. Derneği şehrin görünen bir yerinde kurarsınız ki, amacınıza hizmet edebilsin; ama bunlar tam tersi şehrin görünmez arka mahallerinde bir yere tabela asıyor. Bu yerleri de çoğu zaman kapalı tutuyorlar.

Somut olarak bilinen yerler var mı?

Örneğin Şahinbey’in Vatan Mahallesi’nde, Ulaş’ta, Düztepe’nin arka sokaklarında bu oluşumlar var. Arapça farklı isimlerle kuruluyor.

Bu faaliyetler devletin bilgisi dahilinde yapılıyor, değil mi?

Bunu söylemek zor değil. Niye zor değil? Örgütlülük çalışmalarının gece gündüz yapıldığını görebiliyorsunuz. Örneğin Antep’e gelip tedavi olabiliyorlar. DAİŞ ve diğer grupların üyelerinin özel hastanelerde tedavi olduğuna dair haberler hep yansıdı. 75 yataklı hastane vardı, bu hastane daha sonra kapatıldı. Farklı isimler kullanıldı. Yöneticiler tehdit edildi. Bütün bunlar basına da yansıdı. 

Tehditler yapılırken de daha çok Kürt isimleri veya Hizbullah’ın adı kullanılıyor. O tehditler yapıldığında kayıtları polise ve savcılığa verdik. O dönemde Antep Valisi ve Emniyet Müdürü’yle görüştüm. Biraz önce bahsettiğim mahallelerdeki duruma ilişkin onlara, “Bizim bu mahallelerde ciddi bir tabanımız var. Bu mahallelerde Kürtler arasında bir çatışma varmış gibi bir izlenim yaratılmaya çalışılıyor. Böyle bir ortam yaratılmaya çalışılıyor” dedim. Vali sanki devletin valisi değildi. Bana, “Sizinkiler de Hüda-Par’ı tehdit ediyor” diye cevap verdi. 

Antep mülki idare amirleri DAİŞ’i bir terör örgütü olarak algılamıyor. Antep’te bunları yöneticilere ilettiğimizde, DAİŞ ile temasları olmadığını söylüyorlar ama “Özgür Suriye Ordusu’nu destekliyoruz” diyorlar. Fiilen ÖSO diye birşey kalmadı. ÖSO’ya bağlı gruplar DAİŞ’e biat etti. Antep’te Şehitkamil bölgesinde dört katlı bir bina var. Oraya “ÖSO’nun binası“ deniliyor. Türk polisi, o binanın önünde bekliyor. Bu binanın artık DAİŞ’e ait olduğunu biliyoruz. 

Biliyorsunuz, bir Eğit-Donat Projesi vardı. Eğitip donattıkları militanların hepsi gidip DAİŞ’e katıldı. Antep’te çok ciddi askeri yığınakları var. 120 ton amonyum nitratın Antep’te bomba yapımında kullanıldığı bilgisi basında da yer aldı. 

Yine Antep’te Şengal’den kaçırılan çocukların internet üzerinden satıldığı bir köle pazarı olduğu ortaya çıktı. Bir şahış var, Irak’tan geliyor. DAİŞ militanlarıyla yaptığı görüşmeler var. Köleleri satın almak istediğini belirtiyor. Kadınların yaşına göre, güzelliğine göre fiyatlar koyup internetten satışa çıkarıyorlar. Farklı bölgelerden alanlardan para transferi yapıldıktan sonra getirilerek teslim ediliyor.

Bu dediklerinizin hepsi Antep’te mi gerçekleşiyor?

Tabii, tabii. Hepsi Antep’te oluyor.

Emniyetin bilgisi dahilinde oluyor o zaman?

Emniyet “Bilgim yok” diyor ama bu kadar istihbaratın Emniyet’in bilgisi dahilinde olmaması imkansız. Tel Abyad özgürleştirildiğinde ortaya çıkan tabloda, DAİŞ’e giden tüm malzemelerin Antep’ten gittiği ortaya çıkmıştı. Karkamış ve Kobanê’ye gelince buralar DAİŞ’in elindeyken o bölgeye geçişler transparandı. Ama YPG güçleri buralarda denetimi ele aldığında sıkı kontroller yapıldı. Şu anda DAİŞ ile Karkamış üzerinden bağlantı sağlanıyor. Öncüpınar Sınır Kapısı ile 75 kilometrelik bir mesafe son derece açık. Öncüpınar’a incelemeler için gittik. Orada DAİŞ’in askeri gücünü ve varlığını açık bir şekilde görebiliyorsun. 

Antep’te mülki amirlerin DAİŞ’i bir terör örgütü olarak görmediğini söylediniz. Kürtlere yaklaşımları nasıl peki?

Ben Vali’ye, “Size YPG’ye katılmak istediğimi söylesem ne yaparsınız” diye sordum, “Tutuklarız” dedi. Ama DAİŞ orada insan ticareti yapıyor. Bütün bunları söylediğimizde sesini çıkartmıyorlar. Kaldı ki DAİŞ Antep’teki varlığını açık açık kendisi beyan ediyor. Düztepe’de Alevilerin DAİŞ tarafından tehdit edildiği basına yansıdı. 

Aleviler örgütlenmezse ikinci Maraş’ın koşulları var

Antep’te azımsanmayacak kadar Alevi de yaşıyor. Aleviler ne yapıyor, ne yapmalı bu tehlikeye karşı?

Şu anda en ciddi tehlike altında olan kesim, Alevi vatandaşları. Bence Şengal’i düşünerek mazlumların yanında yer alıp örgütlenmeleri lazım. Kendilerini koruyacak bir takım  yöntemler geliştirmeleri lazım. Oradaki Kürt nüfusun örgütlülüğü ve direnci var, kendi aralarında bir diyalog var. Ama Antep’teki Alevi kitlesi böyle örgütlü değil. İnanın yarın diğerine bir şey olduğunda, öbürü duyana kadar katliam bitmiş olacak. 

Parçalı duruşları var yani?

Hem de çok parçalı duruşları var. Örgütsel sorunları var.

Coğrafi olarak da dağınıklar galiba?

Tabii o yönü de var, Kürtler gibi değiller. Yoğun olarak oldukları mahalleler var ama örneğin Cumhuriyet Mahallesi’nin üçte biri Alevi’yse üçte birinden fazlası da aşırı milliyetçi kesim. Bunlar ile iç içe yaşıyorlar. Tedbirsizler. Başlarına bir şey geldiğinde kendilerini koruyacak mekanizmaya sahip değiller. 

HDP’nin Antep’te Alevilere dönük çalışması var mı?

Biz sürekli örgütlemeye, ulaşmaya çalışıyoruz. Ben de Alevi bir milletvekiliyim. O halkın içerisindeyiz. Yıllardan bu yana Kürtlerle Alevilerin buluşmasını önlemek için birçok safsata üretilmiş. Bunlar üzerinden toplum hala ayrıştırılmaya çalışılıyor. Birbirleriyle dayanışma sorunları var. Dayanışma olursa kendilerini koruyacak örgütlülüğe de sahip olurlar. Bakın, dayanışmanın önemi Şengal’de ortaya çıktı. Aleviler de DAİŞ’in hedefindedir. Bütün bunlara rağmen bir örgütsüzlüğü var.  

Bu tehditler karşısında Aleviler, örgütlülüklerini geliştirip mazlumlarla dayanışmalarını artırmazsa ciddi bir tehlike altında olurlar. Açık bir şekilde, 37 yıl önce Maraş’ta yaşanan katliamın koşullarının şu anda Antep’te de olduğunu söylebiliriz.

Yine Pazarcık’ta da Suriye’den gelenler için bir kamp kurulmak isteniyor ve DAİŞ’in bu kamplara yerleştirileceğine dair açık şüpheler var…

Suriyeli mültecilerin kalacağı iddia edilen bir kamp ama şimdiye kadar bu mülteci kamplarında çok sayıda DAİŞ militanı yetiştirildi. Bu kamplarda kalanların DAİŞ saflarına savaşmaya gittiklerini kamuoyu yeterince biliyor. Pazarcık’ta kurulacak kampın da asıl amacının Alevilere dönük olduğu düşünülüyor. Yedi sekiz Alevi köyünün tam ortasına gelip devasa bir kamp yapmanız, buradaki Alevilerde bir ürküntüye, tedirginliğe yol açar tabii.

Kamp nereye kurulacak?

Sivricehöyük Köyü’ne kurulacak. Buradaki köylerin hepsi Alevi köyleri. Demografik yapısı bozulmak isteniyor. Öteden beri Pazarcık ovası bir hedeftir zaten. Çimento fabrikası yapılarak oranın verimsizleştirilmesi amaçlandı. Alevilerin terk etmesi için baskılar var. Şimdi böyle bir kampı yapmak da hem oradaki demografik yapıyı hem ahlaki yapıyı bozacak hem de oradaki vatandaşları tedirgin etmiş olacaksınız.

Böyle olacağını nereden biliyorsunuz?

Bir örnek verelim. Bugün Karkamış’ta bir AFAD kampı var. Onu da Meclis gündemine taşıdık. Çevre köylerden 31 muhtarın bir çete grubu kurduğu ortaya çıktı. Burada kalan Suriyeli mağdur kadınları, kızları, günün belli saatlerinde dışarı çıkarıyorlar. Fuhuş için kullanıyorlar. 

AFAD kampları bu kadar problemliyken sizin kalkıp Alevi köylerin ortasına kamp yapmanızın iyi niyetle bağdaşır tarafı yok. Üstelik Pazarcık ovası, tarım toprakları, nereye kuracaksınız? Dediğim gibi hedef, Kürt Alevi toplumunun yerlerinin boşaltılmasıdır. 

Bu kadar anlatımdan yola çıkarsak Antep’te asıl tehlike, sonrasında gelişecek. Burası geçiş hattı olarak kullanılıyor şu anda. Ciddi bir olay çıkarıp Antep hattını kapattırmak istemiyorlar. Bugün Antep’te çok miktarda ihbar yaşansa da asıl patlamalar başka yerlerde oluyor. Şu anda Karkamış’tan Öncüpınar’a kadar olan bölge, geçiş için kullanılıyor. Burayı tıkamak istemiyorlar.

Önümüzdeki dönemde, nasıl ki Cizîrê ile Kobanê arası kapatıldıysa, Kobanê ile Efrîn arasının da kapatılacağını herkes görüyor. Ezaz’dan Cerablus’a kadar olan bölge DAİŞ’ten temizlenecek. Asıl tehlike için şimdiden uyarısını yapmak lazım: DAİŞ’lilerin bağlantısı koparılacak. Bildikleri en terörist yöntem, kendilerini patlatmaktır. O zaman Antep’teki hücreler de patır patır kendilerini patlatacak. 

Hedefleri kim olacak peki? Türkiye’yle ters düşen kimse DAİŞ’in düşmanı olacak. Burada yine Aleviler ve Kürtler hedef olacaktır. 

Peşaver’e dönüşme imkanı da var diyorsunuz?

Bakın o da ilginç tabii. Peşaver örneği de şöyle bir örnektir: Pakistan başlangıçta Afganistan’da savaşan El Kaide çetelerine destek sundu. Şu an Türkiye’nin DAİŞ’e destek vermesi gibi. Ama günün birinde sınır kapatılınca El Kaideliler dönüp Peşaver’de kendilerini patlattılar. En büyük patlamayı bir okulda yaptılar. 150 kadar öğrenci tek bir katliamda yaşamını yitirdi. Şimdi aynı kaderi Antep’in de paylaşma ihtimali var.

http://sirinnar.net/

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!

alevi-bektasi-federasyonu-genel-merkezine-saldiri

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Merkezine Saldırı

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Merkez Binamıza dün gece kimliği belirsiz kişi veya kişilerce girilmiş, ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir