Anasayfa » Makaleler » İçinizde Alevi var mı?

İçinizde Alevi var mı?

İzmir Bayraklı’daki bir ortaokulda, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni İ.T’nin, derste önce “Sınıfta Alevi öğrenci var mı?” sorusunu yönelttiği, ardından da Alevi olduğunu belirten 11 yaşındaki bir öğrenciye ‘kelime-i şahadet’ getirttiğini 27 Kasım tarihli Habertürk gazetesinden Mert Neşet Muslu’nun haberiyle öğrendik.

Şimdi bu öğretmen aklı sıra bu Alevi çocuğu Müslüman etti. Başı göğe erdi ve bir Alevi çocuğuna kelime-i şahadet getirttiği için cennetteki yerini de garantilemiş oldu. Ben katıldığım din dersi çalıştaylarında din dersi öğretmenlerinin, din dersi kitaplarından daha fecaat olduğunu söylemiştim. (İstisnalar kaideyi bozamaz.)

Bir yıl içerisinde birden çok sayıda din dersi öğretmenlerinin Alevi çocuklara yönelik ayrımcı tutumları ve nefret söylemleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Tabii ki biz bunların basına yansıyanlarını ya da etrafımızda olanlarından haberdar olabiliyoruz. Kamuoyuna yansıyanların kat kat fazlası yaşanıyor ve yaşanılan korku nedeniyle kimseye söylenmeden kapatılıyor.

Alevi açılımında din dersleri meselesi ilk maddeler içerisinde yer almaktadır. Hükümet AİHM tarafından dahi mahkum olan zorunlu din dersi müfredatlarını topyekün değiştirmeyi ve bu derslerin zorunlu olmaktan çıkartılmasını düşünmek yerine AİHM kararlarını uygulamayacağını beyan edip bu dersleri daha da yoğunlaştıracağını söylüyor ve uyguluyor.

Din dersi kitabının tamamını Alevilik dersleriyle donatsanız bile bu dersleri bu kafadaki din dersi öğretmenleri verdiği sürece alınacak sonuç bellidir. Hele de bu tür nefret söylemi ve hakarete varan uygulamalar karşısında yapılan şikayetlere rağmen bu öğretmenler herhangi bir ceza almıyorsa hiçbir değişme olmadan bu durumlar devam etmektedir.

Alevilere hakaret eden, nefret söylemi kullanan veya ayrıştırıcı tavır sergileyen din dersi öğretmenleri herhangi bir ceza almadığı gibi cezalar da ödül gibi veriliyor. Örneğin; Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesi Mehmet Paşa Ortaokulunda öğrencilere, “Bir Sünni, Alevi ile evlenirse yüz kırk kırbaç cezası ile cezalandırılır, çocuk yaparsa ölür”, “Kurtuluş Savaşına yardım eden bayanların başı kapalı olduğu için biz bu savaşı kazandık, bugün olsa kazanamayız”, “Bugün eteğini kısaltan yarın lisede en değerli şeyini kaybeder” diyen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Abdussamet Arslan’a sadece idari kınama cezası verilirken Arslan adeta ödüllendirilerek 1000 nüfuslu bir ilçeden 50 bin nüfuslu Merzifon ilçesine atandı.

Diğer taraftan ise Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi Astronomi Bölümünde başörtülü öğrencilerin “okula girmesini engellediği” ve onların fotoğraflarını çektiği gerekçesiyle verilen 2 yıl 1 ay hapis cezası kesinleşen Prof. Dr. E. Rennan Pekünlü, cezaevine girdi. Üstelikte Prof. Pekünlü gerçeğin bu şekilde olmadığını belgelerle ortaya koymasına rağmen bu cezayı alıyor.

‘Eşit yurttaşlık, eşit vatandaşlık, devlet baba, devlet ana, hepimiz kardeşiz’ sözleri bu tür kararlar, uygulamalar ortada dururken lafügüzaf olarak kaldığı gibi Alevi toplumunun kendisi ile alay edildiği hissini oluşturuyor.

Geçen akşam Başbakanın Başdanışmanı Etyen Mahçupyan bir özel TV kanalında “AKP seçmeninin yarısının yapılan yolsuzluklardan rahatsız” olduğunu söyleyip bu yolsuzluklara rağmen oy verdiklerini ifade ederken Alevilere yönelik açılımlar nedeniyle AKP’nin  oy kaybı olacağını söyledi.

Anlayacağınız AKP seçmeni nezdinde hırsızlık oy kaybına neden olmazken Alevilerin gasbedilmiş haklarını vermek oy kaybına neden oluyor. Alevi olmanın hırsız olmaktan daha kötü olduğu bir sonuçla karşı karşıyayız. İşte vaziyetin özeti.

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!

Tunceli Üniversitesinin Alevilik kaygısı

Tunceli Üniversitesi rektörü ve üniversitede Alevilik çalışmaları yürüten heyetle iki defa aynı ortamda bulunduk. Şu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir