Anasayfa » Makaleler » İrfan Merkezleri ve tarikatlar / Cemaatler Diyanetçiği
turan-eser

İrfan Merkezleri ve tarikatlar / Cemaatler Diyanetçiği

17 bin 500 cami yaptırma derneği var.

2 bin 500 civarında ise İslamcı vakıf var!

150 bin imamı, 90 bin camisi ve 6.4 milyar TL’lik bütçesiyle Diyanet Türkiye’nin en büyük camisidir.

Bu yetmedi!

AKP hükümeti şimdi de bu büyük caminin gölgesinde iki yeni “Diyanetçik” daha kurmak istiyor.

“Cemevlerine hukuki statü” ile Alevi Diyanetçiği!

“İrfan Merkezleri statüsü” ile de Cemaatler Diyanetçiği!

Yani kamusal olarak kalması gereken sağlık ve eğitim hizmetlerini yandaş piyasa koşullarına peş keş çekerek özelleştirirken, özele ait kalması gereken din ve inanç ise kamusallaştırılıyor!

AKP 30 civarında İslamcı cemaat ve tarikatı Cemaatler Diyanetçiğinde kamusallaştırmak istiyor. AKP hükümeti “İrfan Merkezleri” ile Sünni cemaatlerin ve tarikatların daha yaygın ve yoğun örgütlenmesine hukuksal zemin hazırlayacak İslamizasyonu hedefliyor. Fakat bir koşulla; Cemaatler devletleştirilecek ve AKP’lileştirerek!

Yani cemaatler arasındaki çeşitliliği, AKP kendi hegemonyasında toplamak istiyor.

Cemaatlerin bir çoğu tahmin edileninin aksine bu “devletleştirilme ve denetim altına alınma”önerisinden memnun değiller! AKP ile bazı cemaatlerin arasının açılmasının nedeni de burada yatıyor.

AKP, İslamcı cemaatleri ve tarikatları “İrfan Merkezleri” üzerinden meşrulaştıracak, “Tekke ve Zaviyeler” şeklinde örgütlenmesinin önünün açılması sağlanmış olacak. Aleviler ise bu projede “yem”olarak kullanacak!

Neden “Geleneksel İrfan Merkezleri” Formülü?

AKP, 677 Sayılı Tekke ve zaviyeler kanunun kaldırılması Anayasal bir değişiklik gerektirdiği için, bu anayasal hükmü boşa çıkarmak için “Gelenekse İrfan Merkezleri” formülü bulunmuş. “Geleneksel İrfan Merkezleri” aslında “Tekke ve Zaviyeler Kanunu” aşmanın anahtarı oldu. Bu durum hukuken Anayasaya aykırılık taşıyor.

AKP hükümetinin ve siyasal İslamcı cemaatler ve tarikatların hedefinde Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır” diyerek “Tekke ve Zaviyeler kanunu” ile kapılarına kilit vurulan tekke ve zaviyeleri “İrfan Merkezleri” adında yeniden açarak bir tür rövanşı alma adımıdır.

Böylece devletin elinde olan ve sayısı 4 bin civarındaki Sünnilere, Alevi-Bektaşilere ait Tekke ve Dergahları “İrfan Merkezleri” üzerinden Sünni tarikatlara ve cemaatlere verilmesi hedefleniyor.

AKP’nin “Geleneksel İrfan Merkezlerinin Statüsü” önerisi şöyle;

  • Bir kurul belirlenecek.
  • Mütevelli Heyeti 13 kişiden oluşacak
  • Bu kurul yurtiçi ve yurtdışı çalışmaları sürdürecek.
  • Bu Vakıf kurulunda AKP, Bakanlık düzeyinde temsil edilecek.
  • Sünni cemaatler ve tarikatlar kurulda temsil edilecek.
  • Geleneksel İrfan Merkezlerine” camilere tanınan hakların aynısı tanınacaktır.

Hedef Cemaatleri ve Tarikatları Meşrulaştırmak

Türkiye’de sayıları 30’a varan İslamcı cemaat ve tarikat mevcuttur. Bunların çoğunun AKP ile ilişkisi güçlüdür. AKP, Tarikatlar ve Cemaatler ilişkisinde hedeflenen “İrfan Merkezleri” ile “Kazan-Kazan”formülüdür. Bu “iki diyanetçik” statüsünü bir “inanç özgürlüğü” olarak okumak safdillikten başka bir şey değildir.

Hedef gayet açık ve net; “İrfan Merkezleri” ile İsmail Ağa, Süleymancılar, Hizb-ut Tahrir, Hizbullah, Tebliğ Cemaati, İskender Paşalılar, Menzilciler, Nakşiler, Kadiriler, Nurcular, Uşşakiler, Cerrahiler gibi İslamcı cemaatler ve tarikatların hareket alanı, meşrulaştırılması “Tekke ve Zaviyeler Kanunu”nu aşılarak sağlanmış olacaktır.

Tarih, devletin cemaatlerle nasıl bir stratejik ortaklık içinde demokrasiye, laikliğe karşı birlikte organize olduklarına tanıktır. 1960’lı yıllar, 12 Eylül ve sonrası süreç devlet-iktidar ve cemaatlerin “kazan-kazan”formülü üzerinden kurduğu işbirlikleriyle doludur.

“İrfan Merkezleri” Osmanlı döneminin gericilik mirasını yeniden tedavüle sokma girişime aracı olup, gerçek laikliğe ve inanç özgürlüğüne karşı gerici bir adımdır. Şeyhlere, Şıhlara ve Mollalara kamusal alanda dini örgütlenme alanı yaratmaktır.

4 Bin İslamcı “Geleneksel İrfan Merkezi” Yolda

İrfan Merkezleri yasallaştığı andan itibaren 4 bin civarında İrfan Merkezi kurulmasını tahmin etmek zor değil.

Çünkü devletin elindeki 4 bini aşkın tekke ve dergahın bu cemaatçi İrfan Merkezlerinin eline geçmesi için o kadar da başvurunun olması gerecektir.

İstanbul nüfusunun 350 bin olduğu tarihlerde İstanbul’da 300 tane tekke ve zaviye olduğu yazıldı. Yani neredeyse bin kişiye bir tekke düşüyor. Bugün Türkiye’de Sünni mezhebine ait 20 Bini aşkın dernek ve vakıf var. Şimdi 4 Bin İrfan Merkezi kurulursa kimse şaşırmasın.

Ocak Gitti, Merkez Geldi!

Sünni Tekkelerin kapatılmasına karşılık olarak, İslami tarikatlar bir yandan devlet ve diyanet içinde örgütlenirken tekke ve zaviye etkinliklerini “irfan merkezleri” adı altında sürdürmek istiyor.

Bugün “İrfan Merkezleri” ya da “İrfan Ocakları” diye ifade edilen kavramlar yeni olmayıp, geçmişte de kullanılan, İslamcı örgütlenmeleri tarif eder.

İslamcılık Osmanlı döneminde kendisini fetihler üzerinden yaymaya çalışırken, fethettikleri yerlere tekke ve zaviyeler üzerinden de yerleşmeyi hedeflemiştir.

İslamcılık devlet eliyle toplumu askeri ve şeriat kanunları ile teslim alırken, şeyhler, Şıhlar ve Mollalar üzerinden de İslam’ın tebliğ etmek için tekke ve zaviyeler sivil toplumu örgütlenme mekanları olarak kullanılmıştır. İrfan Merkezleri denilen proje Osmanlı dönemindeki örgütlenme modeline dönüşün başkaca bir isimlendirmesi olarak karşımıza çıkıyor.

“İrfan Merkezleri” özellikle cemaatlerin ve tarikatların güçlü olduğu yerlerde kurularak Türkiye’de yaygınlaşma potansiyeline sahip olacaktır. Özellikle tarikat ve cemaat şeyhlerin ve Şıhlarının yaşadıkları yerler ise bu “İrfan Merkezlerinin” Genel merkezi haline getirilme ihtimali yüksektir.

İrfan merkezleri kendi müritlerinin “manevi ihtiyaçlarına” cevap vermek adına şehir şehir, mahalle mahalle örgütlenmekten başka yolu yok. Bu durum ise kendi içinde ciddi riskler barındıran dinsel bir örgütlenme olup, Diyanetin paralel yapılanmalarına dönüşecektir.

 Osmanlı dönemindeki tekke ve zaviyeler, aynı zamanda askeri sevk ve idareyi sağlamak için de kullanılmıştı. Hatta tekke ve zaviyeler jandarma karakolu işlevi de görmüşlerdir. Yani ihtiyaç duyduğunda devletin sığınağı haline gelmiş Tekke ve zaviyeler, yeni “İrfan Merkezleri”nde kimlere sığınak olacak? Kimler sorusuna cevabı, AKP’nin sığınağına dönüştürülmek isteniyor, diyebiliriz.

“Geleneksel İrfan Merkezleri” ile kast edilen aslında “Tekke ve Zaviyeler Kanununda” yasaklanmış tüm Sünni cemaatlerin yeni bir hukuksal çerçeve içerisinde yeniden tanımlanarak meşrulaştırılmasıdır.

64. AKP hükümetinin “İrfan Merkezleri” Osmanlıdan devir alınan “irfan ocaklarıdır.” Devleti İslamlaştırmanın yolu, Diyanet İşleri Başkanlığının yetmediği yerde toplumu “İrfan Merkezleri”üzerinden kurumsallaşmış tarikatlar ve cemaatler üzerinden siyasal İslam’la buluşturmaktır.

Osmanlıda devlet nasıl ki, güçlü Halifeliği tarikatların varlığıyla sağlamışsa, AKP devleti de seçilmiş halifeliği, millet ile devleti İslam çimentosuyla buluşturmak istiyor. Bu nedenle bu süreçte Osmanlı Ocakları, tekke, zaviye ve medreseleri “İrfan Merkezleri” altında modern örgütlenmeye dönüştürmek istiyor.

Laiklikten ve demokrasiden yana olanlar, AKP’nin dini kamusallaştırmak suretiyle, teokratik rejimi otoriterlik ekseninde güçlendirecek, laiklik karşıtı bu iki diyanetçik ile ilgili “Cemevlerine Hukuki Statü ve İrfan Merkezleri” tuzağının yasalaştırma girişimi geri püskürtmek olmalıdır.

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!

Ölümcül İstikrar

Ölümcül istikrar

Ölümcül istikrar Acılı, endişeli günlerin içinde ölüm haberleri var sadece. Ölümlerin devam eden “istikrarı”! Terör ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir