Anasayfa » Haberler » Türkiyeden Haberler » Koçgiri 1921 Barış Değil Katliamdır!
Koçgiri Katliamı

Koçgiri 1921 Barış Değil Katliamdır!

Koçgiri 21′ iddia edildiği gibi barışçıl gelişmelerle çözülmemiş aksine Ankara Hükümetinin sevk ve idaresinde gerçekleşen programlı bir katliamla sonuçlanmıştır.

Sözün ve özün deminde gerçekliği teslim etmek zorunluluktur!

Yaşanan politik gelişmeleri her çevre kendi bakış açısına uygun yaklaşımlarla değerlendiriyor. Olgulara yüklenen anlam politik aidiyetlere göre farklılık teşkil ediyor. Siyah ve beyaz gibi. Bir de verili gerçekliği dayanaksız şekilde çarpıtma metodu vardır. Bu metodu uygulayanlar olguyu nesnelliğinden kopararak afaki tanımlamalara konu eder. Olmayan şeyi olmuş gibi yansıtmak. Tıpkı güncelde yürütülen tartışmalarda kendi tarihimize dönük söylenenler gibi. Koçgiri 21′ katliamı ve direnme sürecine ilişkin çeşitli kaynaklardan geçilen ‘barış’ içeren cümlelerle bilinçli-bilinçsiz tarihimiz çarpıtılıyor.

Zorlama, kurgusal tarihsel çıkarsamalarla Koçgiri 1921 gerçekliği karartılamaz.

İlgili tüm kamuoyuna şu hususu bir kez daha hatırlatmayı görev biliriz: Koçgiri 21′ iddia edildiği gibi barışçıl gelişmelerle çözülmemiş aksine Ankara Hükümetinin sevk ve idaresinde gerçekleşen programlı bir katliamla sonuçlanmıştır. Konu özgülünde gerek resmi devlet kayıtları, gerek alternatif tarih yazımları, gerekse de sözlü tarih araştırmaları tartışmaya gerek bırakmayacak açıklıktadır. Devletin kayıtlarında ‘ bastırma harekatı’, bizlere göre ‘ katliam’ olarak vuku bulan süreç cumhuriyet tarihinin halklar ve inançlar düşmanı katliamcı kimliğini yansıtan zincirleme saldırganlığın ilk kanlı halkasıdır. Kızılbaş Kürt dinamiğini susturma doğrultusunda Koçgiri katliamı ile başlayan saldırganlık Dersim 38’le soykırım aşamasına vardırılmıştır.

Bölgenin etno-inançsal yapısını hedef alan egemen politik irade, cumhuriyeti dolayısıyla TBMM’yi oluşturan kurucu iradedir. Osmanlının yarım bıraktığı Kızılbaş Alevi düşmanlığını devralan kurucu egemen irade faşizan yaklaşımla tek tip yurttaş yaratma politikasını kitle katliamları, katı inkarcı dayatmalarıyla sürdürdü. Konu Kızılbaşlar olunca egemen siyasal arenada karşılığını bulan devamlılık ilişkisi yüzlerce yıldır kesintisiz devam ediyor. Karşı karşıya olduğumuz tehdit güncel olduğu kadar tarihsel parametrelere dayanmaktadır. AKP iktidarı tarafından yürütülen mevcut politikanın referans noktası ecdadımız dedikleri Osmanlı padişahlarının ardıllarına bıraktıkları kirli mirasa dayanıyor.

‘Pax Ottomana’ ya da ‘Osmanlı Barışı’ olarak yandaş medyada sevinçle karşılanan son sürecin öne çıkan başlıklarından biri Koçgiri 21 üzerine söylenen ‘barışçıl çözüm’ önermesidir. ‘O dönem başardık şimdi de başarabiliriz’ deniliyor. Peki, belirtildiği gibi o dönem Koçgiri’de barışçıl çözüm mü oldu? Elbette hayır.

Katliamdan, zorbalıktan barış çıkmaz, çıkmamıştır. Sakallı Nurettin Paşa ve Topal Osman’ın komuta ettiği ‘tedip ve tenkil’ operasyonları sonucunda yüzlerce Koçgirili katledilmiş, çok sayıda köy yakılmış, egemen sınıflar nezdinde bölgede baskı ve korku üzerine inşa edilen yapı sorgulanmaksızın kabul görmüştür.

Tarih bilinci olan bizler açısından halihazırda ‘helalleşmeden’ önce hesaplaşmayı gerektiren yüzleştirme sorunu öncelik oluşturuyor. Egemen siyasanın devamlılığa tekabül eden halklar ve inançlar düşmanı kurumsal icraatları hükmünü konuştururken ‘helalleşme’ koşulundan bahsedemeyiz. 90 yıldır süregelen yok sayma ve asimilasyon dayatmasıyla tahrip edilen etno-inançsal, özgün kültürel formasyonlarımız bağlamında iyimser olmamızı gerektirecek bir kabulleniş, dönüşüm içeren yaklaşım göremiyoruz. Mevzu bahis ettiğimiz egemen otorite AKP ve temsilcisi olduğu cemaat ittifakı tarafından kontrol ediliyorken kaygı ve tereddütlerimizi en geniş kesimlerle paylaşma ihtiyacı duyuyoruz. Kızılbaş inanç yoluna dair öteleyici, saldırgan tutumlarını alenen yansıtan AKP iktidarına ilişkin bakış açımızda en küçük bir olumluluk belirtisi olamaz. Bizi kategorik mana da ‘onlar başka yerde duruyor’ diyerek hedef haline getiren sözlerin sahibi Başbakan R. Tayyip Erdoğan’dır. Başbakanın benzer onlarca açıklaması bulunmaktadır.

Kamuoyunu yanlış yönlendiren referans noktalarına kimse itibar edilmemelidir. Yeniden özetle tarihselliğimiz hakkında şunları belirtelim : Koçgiri adı yaygın algı olarak 1921 yılı içinde vuku bulan ‘halk hareketi ve katliam’ süreci ile birlikte dillendirilmelidir. Tarihsel gelişim süreci açısından bir dönüm noktası ve farkındalık yaratan 1921 Koçgiri halk hareketi ve katliamı toplumsal hafıza da yer edindi.

Ankara Hükümeti’nde ifadesini bulan ‘Devlet-Ulus’ projesine ve yeniden işgal harekâtına tepki olarak gerçekleşen Koçgiri halk hareketi kendi yaşamı üzerinde yabancı güçlerin tahakkümünü kabul etmeme, bir enkazı andıran Osmanlı’nın miadını doldurduğu koşullarda kendi kendini yönetme iradesinin programatik ilkeler ışığında dışa vurumudur.

Koçgiri; Cumhuriyetin kuruluş dönemini çevreleyen konjonktürde ilk politik halk muhalefetinin yaşamsallaştığı bölgedir. Koçgirililerin meşru ve haklı taleplerini müzakere etmek yerine bölgeye büyük askeri seferler düzenlenmesi, Zara-İmranlı-Refahiye ekseninde katliamın derinleştirilmesi ve akabinde uygulanan asimilasyon politikaları bölgenin etno-inançsal yapısına yönelik sistematik saldırganlığın çok boyutlu olduğuna işaret eder.

Cumhuriyetin kuruluş tarihini anlayabilmek için ‘resmi tarih’ yalanlarını sorgulamalıyız. Yönetim felsefesi ve tarzını göz önüne getirdiğimizde şunu açıklıkla vurgulamalıyız: Cumhuriyet Osmanlı’nın devamıdır. Kopuş noktaları biçimsel kalırken, temel birçok konuya yaklaşımları ‘modernist’ uyarlamalara tabi tuttukları devamlılığa tekabül ediyor.

Politik duyarlılığını eyleme döken Koçgirililerin ‘devlet-ulus’ projesine dâhil olmama tavrı ve Koçgiri’nin diğer bölgesel dinamikleri harekete geçirme potansiyeli egemen yönetici güçlerin rahatsızlığını büyüttü. Klasik deyimle; ‘Tez elden önlem alınmalı’ düşüncesinde ortaklaşıldı. Bölge kuşatılırken, zayıflık gösteren nüfus sahibi kişiler çeşitli vaatlerle kandırılarak direnişin karşısında konumlandırıldı.

Ankara Hükümeti’nin sevk ve idaresinde; Nurettin Paşa’nın komuta ettiği Merkez Ordusu ile Topal Osman’ın komutasında Karadeniz Alayları katliamlarına başladı. Genç, yaşlı yüzlerce Koçgirili katledildi. Ankara Hükümetinin bu katliamı ‘korkularıyla’ orantılı yoğunlukta kanlı ve tahripkâr oldu. Koçgirilileri katliamla sindirme operasyonları bölge insanında derin yaralar açtı. Sosyolojik travmalar oluşturdu.

Koçgiri’de 1921’de katliam yaşanmış , burada uygulanan şiddetin sonuçları üzerinden Koçgiri’nin tarihsel olarak parçası olduğu Dersim kuşatılmış, birbirini tamamlayan politik yönelimlerle 1938 Dersim soykırımına evrilen süreç yaşanmıştır. Bu nedenledir ki; Koçgiri anlaşılmadan Cumhuriyet tarihi boyunca maruz kaldığımız katliamlar (Maraş, Malatya, Çorum, Sivas, Gazi) anlaşılamaz. Koçgiri 21 ve Dersim 38’le yüzleşmeden İttihatçı kurumsal faşizmle hesaplaşılamaz.

AKP- PKK görüşmelerinde basına yansıyan kimi açıklamalarda sorumluluk taşıyan siyasal liderlerin ‘Koçgiri 21′ barışa vesile oldu’ mesajları vermelerini şaşkınlıkla karşılıyoruz. Bu tarz dayanaksız sözlerin nazarımızda geçerliliği bulunmuyor. Aynı açıklamalarda hem TBMM’yi kuran iradeye atıf yapılırken övgü dizilmesi, hem de Koçgiri katliamının üzerinin örtülmesini koşullayan çıkarsamalarda bulunulmasını yan yana getirdiğimizde mevcut yaklaşımı ölçü kabul etmemiz söz konusu olamaz.

Biz Koçgirililer; İttihatçı veya İhtilafçı egemen iktidar blokları arasında ‘ehven-i şer’ bir tercih yapmayız. Her iki egemen blokta Kızılbaş Kürt düşmanı politikaların mimarıdır.

Ayrıca şunu söylemeliyiz; Koçgiri katliamını çevreleyen aşamada Zara’ya giden ‘ikna heyeti’ olarak tanımlanan hükümet yetkilileri tipik Osmanlı taktiği sergilemiş, katliam için elverişli koşulların oluşması doğrultusunda zaman kazanma yolunu seçmiştir. Ateşkes sağlanabileceğini ifade eden heyet üyelerine Nurettin Paşa verdiği cevapla tarihe notunu düşmüştür; Nurettin Paşa “öyle ama bu kadar asker toplandı, ben buraya kadar geldim, bir şey yapılmazsa olmaz” demiştir. Ve akabinde askeri operasyon neticesinde 180 köyü etkileyen katliam gerçekleşmiştir. Nurettin Paşa’ya bir tür dokunulmazlık sağlanması manidardır.

Koçgirinin köylerinde uygulanan şiddetin dozu öylesine yüksektir ki bir kaç ayı bulan ‘temizlik operasyonlarında’ yüzlerce insan aynı metotla ortadan kaldırılmıştır. Mecliste süren tartışmaların zabıtlarına bakıldığında; görevden alınan Nurettin Paşa’nın Koçgiri’de uyguladığı şiddetin soruşturulması isteniyor. Bu konuda tutum sergileyen vekillerin söylemlerine karşı Mustafa Kemal Atatürk ikirciksiz karşı tavır göstererek ordu komutanını savunmuş, yargılanmasını önlemiştir.

Mustafa Kemal’in NUTUK’ta anlattığı sahiplenme olayı şöyledir: ” Nurettin Paşa, merkez bölgesinde bir yıla yakın bu görevi yaptı; ama ‘yetkisi dışında kimi yurttaşların haklarına el uzatıyor’ diye milletvekillerinin yakınmaları ve İçişleri Bakanlığı’na soru yöneltmeleri, Bakanlığın da yakınmaları yerinde görmesi üzerine, Meclis’in isteğiyle Kasım 1921 başlarında görevden alındı. Meclis, Nurettin Paşa’nın yargılanmasına da karar verdi. Bu iş benimle Bakanlar Kurulu arasında bir sorun çıkmasına da yol açtı. Ben, Nurettin Paşa’ya uygulanmak istenen işlemi kabul etmedim. Fevzi Paşa Hazretleri de benim görüşüme katıldı. İkimizle, Bakanlar Kurulu arasında çıkan anlaşmazlık Meclisçe bir çözüme bağlandı. Meclis’te Nurettin Paşa’yı savundum, kendisini ağır bir işleme uğramaktan kurtardım.”

Egemen sınıfın ‘muktedirlerinin’ ellerinde tuttukları gücü farklı tarihsel kesitler içinde ezilenleri zapturapt altına alma doğrultusunda tereddütsüz kullandıkları biliniyor. Egemenlerin karakteristik özelliklerinden biri de kendilerine tabi olan ‘cellatları’ kollamalarıdır. Buna işleri bitene kadar himaye etmekte diyebiliriz.

Koçgiri Platformu; eşit haklar, inanç özgürlüğü ve halkların kardeşliği temelinde yürütülen haklı mücadeleyi savunur ve sahiplenir. Bize göre Kürt halkının haklı ulusal ve demokratik taleplerini savunmak onurdur. Bu gerçekliği teslim ederken sürece dair duyduğumuz kaygıları anlaşılır kılmak adına yaptığımız bu açıklamanın kamuoyunda karşılığını bulacağını umut ediyoruz.

Koçgiri 21′ dönemini ve liderlerini afaki örneklerle referans göstermek yerine, AKP cenahını bir süredir heyecanlandıran Yavuz Sultan Selim- İdris-i Bitlis ‘barışından’ örneklerle devam etmelerini tavsiye ederiz.

Koçgiri 21′ barış değil katliamdır!

26 Mart 2013

Ferhat Aktaş

Koçgiri Platformu sözcüsü

http://dersimnews.com/

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!

alevi-bektasi-federasyonu-genel-merkezine-saldiri

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Merkezine Saldırı

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Merkez Binamıza dün gece kimliği belirsiz kişi veya kişilerce girilmiş, ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir