Anasayfa » Makaleler » Komşuda pişer bize de düşer
turan eser

Komşuda pişer bize de düşer

SyrIza’nın zaferi sokakta başlamıştı.

Polis 15 yaşındaki Alexandros Grigoropoulos’u Atina’da sokaklarına kurulmuş barikatlarda seçerek öldürdüğünde, sokaklarda “Özgür Avrupanız, refahınız yerin dibine batsın! 35 yaşında halen işsiziz” sesleri yükseliyordu.

Alexandros’u öldürdüğünde barikatlardan yükselen ses: “Ey iktidar sevicileri, güce tapanlar, seçim sandıklarındaki oylarıyla iktidarın tuğlaları! Doğayı, insanları, katletmeye, türleri yok etmeye, daha ne kadar devam edebileceksiniz ya da seyirciliğiniz ne kadar devam edecek? Bu ölümü hissedebiliyor musunuz?” diyen sesler, solun tek seçenek olduğu umudunu sokakta, halkla birlikte yeşertti.

6 yıl sonra sonuç ortadadır.

Neymiş?

Demek ki sol, toplumsallaşabiliyormuş! Halk da soldan yana kalbiyle demagojilerle hakikatlerin ayırdına varabiliyormuş.

Neymiş?

Demek ki sol, neoliberalizmin egemenliğini çatırdatabiliyor, dünyalarına korku salabiliyormuş. Kapitalizmin kendi krizini az gelişmiş ülkelere taşıyarak aşma yöntemlerini, başka ülkelerde yarattıkları tahribatları deşifre edebiliyor, sömürücü, dinbaz, düzenbaz ve soygun rejimlere karşı halkın seçeneği olabiliyormuş!

Neymiş?

Demek ki sol isterse halkın bütçesini cebine boşaltan hırsız ve rüşvetçi siyasetçileri, yolsuzluk iktidarını, AB, Avrupa Merkez Bankası ve IMF Troykası’nın kriz ve toplumsal tahribatlar üreten iktidarları devirebiliyor. Egemenliklerini korumak için 15 yaşındaki Alexandros’u öldüren, katillerini ve yolsuzluk yapanları “yedirtmeyenleri” halkla birlikte sokakta ve sandıkta “yiyebiliyormuş”!

Keramet sokakta olmakmış
Komşu yoldaşlarımızın Yunanistan’daki zaferleri umutlarımızı büyütüyor. Umutlarımızı büyüten ne bir keramet ne bir mucize. SYRIZA ve birleşik halk direnişinin tam da kendisi. Bize adeta “Gezi’nin direnişlerinden az ders aldınız biraz da bize bakın” der gibiler.
Hırsızları ve katileri aklayan adaletsizlik ve vicdansızlık moralimizi bozarken, Yunanistan’da yolsuzluk rejimini sandığa gömen SYRIZA içimize su serpiyor. “İşte bu ya” dedirttiriyor!

“Komşuda pişer bize de düşer”  diyerek, Yunanistan’da kazanan emek ve halk hareketinin birleşik mücadelesinin bizi de besleyeceği ve ısıtacağı kaçınılmaz.

Şimdiye kadar Türkiye’nin payına komşuda pişen kötü şeyler düştü hep. Oysa Yunanistan’da pişen düşmeli. Zira biz de Yunanistan’da yaşanmış kötülüklerin daha fazlasını yaşadık ve yaşıyoruz.

Acele etmezsek, SYRIZAlaşmazsak, Türkiye vicdanını ve insanlığını kaybedecek. İnsanlığı, vicdanı, emeğin hakkını, doğayı ve kentlerimizi korumak için birleşik mücadele deneyimlerini Türkiyelileştirmeliyiz. Zira seçim geldi, kapıya dayandı. Halkın birleşik sol bir seçenekle buluşması için çok sebep var. İşsizlik ve yoksulluk çığ gibi büyüdükçe, milli gelirde hırsızların payı daha da çoğalıyor.
Artık 949 TL asgari ücretle yaşamak zorunda kalan halk, Zafer Çağlayan’a “saat kaç” diye sorabilmeli!

Ali İsmail Korkmaz’a son ölümcül tekmeyi atan “adalet” utandırmak için, bu ülkeden firar eden vicdanı “batsın adaletiniz” diyen halkın isyan çığlığına katmalıyız. Ahlaksızların ve çirkinliklerin merkezine dönüşmüş totalitarizme karşı farkındalık yaratmak için daha çok yürümeliyiz.
Vergilerimizi soyanları, kentimizi talan edenleri, kültürel zenginliğimizi imha edenleri, çocuklarımızın katillerini aklayanlara, karşı vicdanlarımızın bir cevabı olmalıdır.

Sonuç olarak AKP, cihatçı çeteler  ve ABD işbirliğiyle komşumuz Suriye’de, Irak’ta pişirilen tehlikelere karşı biz, Yunanistan sokaklarından başlayıp seçimlerle pişen sol umudun bize de düşmesi için mücadele edelim derim!

SyrIza’nın zaferine sadece Yunanistan’ın, Avrupa’nın değil, hepimizin ihtiyacı vardı. Ezilen dünya halklarına umut ışığı olmuştur.

Solun alternatif bir siyasi seçenek yolu olduğunu, solun ancak birleşik mücadele yöntemleriyle güç ve sinerji yaratacağına dair öngörüleri kanıtladı. Birleşik Haziran Hareketi, CHP, HDP, Emek örgütleri, Halk Evleri ve Alevi hareketi, birleşik mücadele sorumluluğunu vicdanında hissederek sol umudu yaratmalı derim.

Darısı bizim başımıza..

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!

ali_kenanoglu

Tunceli Üniversitesinin Alevilik kaygısı

Tunceli Üniversitesi rektörü ve üniversitede Alevilik çalışmaları yürüten heyetle iki defa aynı ortamda bulunduk. Şu ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir