Anasayfa » Haberler » Türkiyeden Haberler » Metin-Kemal KAHRAMAN:”Herkesi HDP’yi Desteklemeye Davet Ediyoruz”
Metin-Kemal KAHRAMAN Herkesi HDP'yi Desteklemeye Davet Ediyoruz

Metin-Kemal KAHRAMAN:”Herkesi HDP’yi Desteklemeye Davet Ediyoruz”

Metin ve Kemal Kahramanla, Alevilik, Dersim, Ortadoğu ve halklar üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Çok önemli bilgilerin aktarıldığı ropörtajda bilmediğimiz öğreneceğimiz çok şey var. Dersimin hafızasını sözlü tarih projesiyle kayıt altına alan kardeşler: Alevilik bize verilen isimdir, asıl adı Ehli Haktır.

Amanos Haber: İlk konserinize öğrencilik yıllarımda Ankara’da katıldım. Sizi ilk defa izleyen dinleyiciler gibi hep Kemal’i sorduk. Ve yasaklı oluşunu Türkiye’ye gelemediğinizi, diğer hayranlarınız gibi ilk tanışmamızda öğrendik. Bu süreçten başlayalım isterseniz, yasaklı yıllardan.

Kemal Kahraman: Metin Kemal Kahraman olarak 1993 yılında ilk albümümüzü çıkardıktan sonra yurtdışındaydım. Dolayısıyla bizim kim olduğumuza dair bir çalışmamız olmadı. İnsanlarda Metin Kemal Kahraman iki kişimi üç kişimi diye bir belirsizlik oldu. Şimdi beraberiz.

Amanos Haber:  Döndüğünüzde Türkiye’yi nasıl buldunuz. Bıraktığınız gibi miydi her şey?

Kemal Kahraman: Türkiye’yi çok değişmiş bulmadım. Türkiye’nin bir çok iline gitme fırsatımız oldu. Fiziksel anlamda çok değişmiş. Mesela İstanbul’da ve diğer illerde, Toki’yle birlikte başlayan süreç birçok çarpıklıklar yaratmış. Hem şehirlerin dokusuna uymayan, tamamen ranta bağlı değişiklikler olmuş. Bence daha kötü olmuş.

İnsan mantalitesi anlamında da hiçbir şey değişmemiş. Sistemin ürettiği ilişkiler, insan tipi ve düşünme tarzı anlamında bir değişiklik yok. Bunun en büyük örneği iş yapma alanında görülüyor. dünde rüşvet çok öndeydi. Bugünde bu politize olarak daha da yaygınlaşmış. Yani insanlar kendi niteliklerini artırmaktansa güçlü bir dayı arıyorlar. Buda çok büyük bir kayıp. Birbirinden bir şey tırtıklamak veya bahçenin duvarını yarım metre öne almak çok önemli marifet sayılıyor. 10 katı 15 e çıkarmak önemli bir kazanım gibi görülüyor. Halbuki; gerçekte değer verilmesi gereken bir çok şey önem arz etmiyor. Mesela Hatay’da mozaikler restore edilirken, sanatsal değerinden çok adam kayırmacılıktan dolayı ortaya rezalet çıkıyor. Halbuki bütün insanlık Anadolu Mezopotamya coğrafyasında kültürel köklerini arıyor. Ama biz buranın sahipleri olarak yeterince önem vermiyoruz. Yıllar öncede böyleydi. Şimdi ise yağma talan daha örgütlü bir şekilde gerçekleşiyor.

 Amanos Haber:  Dersim’e dönmek nasıl bir duygu?

Kemal Kahraman: Dersimde de aynı tahribatı görüyorum. Duygu olarak Dersim’e dönmek, tekrar insanlarımızla, coğrafyamızla buluşmak, benim açıdan çok güzel bir duygu. Çok önemli ve özel bir duygu. Bu tahrip edilemez.Aslında benim dışında olduğum 20-25 yıllık dönemde Dersim’in diline kültürüne en fazla yaklaştığımız dönemdir. Coğrafi olarak Dersimde olmasak ta, ama bütün aklımız, fikrimiz, hayatımız, kendimizi, dinimizi, hayatımızı anlamaya dönük bir çabayla geçti. Bu açıdan kendimiz gördük, anladık, tanıdık. O açıdan Dersimden hiç  uzaklaşmamıştık ama mekânsal olarak ta Dersim’de bulunmak güzel bir duygu.

Coğrafi olarak çok büyük sorunlarımız var. Geçmişte devletin bütün art niyetli çalışmaları yüzünden, bugünde aynı art niyetli çalışmaları memleket için hizmet adı altında yapıyorlar. Barajlar, yeni maden arama projeleribizi hep asırlardır var olan Dersim’i savuma pozisyonuna itmiştir. Biz artık kendimizi kendi coğrafyamızı savunmaktan yorulduk kendi açımdan. Aynı yorgunluğu ben Dersim’de de görüyorum. Dersim İnsanı çok farklı kanallardan gelen bütün asimilasyon süreçlerine rağmen kendini koruduğunu düşünüyorum. Dersimde belki de söylenecek en büyük sorun, dersimde artık işlevini yitirmiş örgütlülük var. Türkiye de de benzer süreçler var. Yine dersimde kendi amacını unutmuş bir çark etrafında dönen klikler mevcut.  Ve bunlar aslında toplumun kendi sorunlarına sahip çıkması önünde engel teşkil ediyor. Her şeyin kriminilize oluyor. Gerçekten çevre ve kültürel sorunlar  bütün suiistimallere rağmen Dersimli hala duyarlı ve bu duyarlılığını korumaya çalışıyor.

Amanos Haber:  Dersimi Metin Kahraman’a soralım. İstanbul yerine Dersim’de yaşamayı tercih ettiniz. Dersim’in sizdeki yeri nedir?

Metin Kahraman:  Biz zaten 20 yıldır sözlü tarih projesi yapıyoruz. Deniz koydum adını kasetinden itibaren bu çalışmayı başlatmıştık. Son 5-6 yıldır bu çalışmaları daha rahat yapmak için Dersim’e yerleştim. Bizim aynı zamanda 93 te yıkılan köyümüz var. Şimdi herkes yeniden köyündeki evlerini tamir etmeye çalışıyor. Yine HES projeleri tehdidi altındayız. Bu bizim köyü de etkiliyor. Nerdeyse etkilenmeyen yer yok. Bir çevre mücadelesini , köyümüze dönüp evlerimizi tamir edip ağaç dikerek yapabiliriz. Dersim’e döndükten sonra (5-6 yıldır) daha  planlı kayıtlar yapıyoruz.

Amanos Haber:   Şarkılardaki Dersim tınısının çok var. Duygusal olarak karşılığı ne?

Metin Kahraman:  Biz o kültürü içinde doğmuşuz. Dersimliyiz, Aleviyiz.  Dersim Anadolu Aleviliğinin ser çeşmesidir. Güneyakın ziyareti ve çok fazla ocaklar var. Çok önemli bir kültür bölgesidir. Bu bölgede olan her kültürü kayıt altına alıp gelecek kuşaklara taşımaya çalışıyoruz.

Kemal Kahraman: Biz bu kültürün çocukları olarak, bu kültürü yaşıyoruz ama aynı zamanda çok hızlı bir şekilde çözüldüğüne de şahit olduk.  Dolayısıyla bir tarafıyla kendi kültürünü dilini inancına sahip çıkmak gerekiyor. Özellikle devlet tarafında yok edilmeye çalışılan bir kültür olduğu içinde daha fazla savunma gereksinimi duyuyoruz. Onu temsil etmemizi gerekiyor.

Diğer açıdan, 90lardan itibaren kültürümüze yönelmemizin sebebi kendi varoluşumuza dönük sorduğumuz sorulardan kaynaklı. 90’lı yıllar özellikle Kürt özgürlük hareketinin etkinliğin hissedildiği bir dönemdir.Kemalist önyargıların, dogmaların yıkıldığı bir dönemdir. Bütün toplumda “ben kimim?” sorusu yeniden sorulmaya başlanmıştı. Bizde bu çerçevede çalışmalara başladık. Bu kendini anlama çalışması bizi hiç ummadığımız bir yere çıkardı. Anadolu Mezopotamya denildiğinde, dillerin dinlerin kaynağıdır. İnsanlığın beşiğidir. Kültür tarihi çalışmaları, hep yerin altından çıkacak belgelere, kaynaklara göre kendini bulmuştur. Bizim kendimizi anlama çabasıyla birlikte aslında sözle aktarılan kültüründe çok derin bir hafızaya, bütünlüğe sahip olduğunu fark ettik. Bu açıdan, gerek dil, gerek inanç, gerekse gelenek görenek  açısından, nasıl ki bütün insanlık kendini anlamak için yerin altından çıkacak çalışmalara fit olmuşsa, aynı zamanda bütün bunları yapmış olan kültürün yerin üstünde de yaşamaya devam ettiğini gördük. Bu anlamda, Alevilik ekseninde, bizde bu çalışmaya girdiğimizde bu alanda piyasada yazılmış akademik çalışmalardan farklı bir şey düşünmüyorduk. Örneğin “Çevaru Hezaru”  çalışmasında, başladığımda tek amacımız, Alevilik ile ilgili bilenen önyargıları yıkmaktı. Türkiye’de  akademik gelenek Aleviliği anlamaya çalışırken bir tarihsellik oluşturuyor. 10-11. Yüzyılda Hacı Bektaş’la birlikte başlatıyor. Coğrafya olarak sadece Anadolu’da görüyor vs… Bu tarihsel kurguya bizim bir itirazımız yoktu. Bu tezin öne sürdüğü görüşlerden biride Aleviliğin Türk kültürü olduğu Türkçe olduğu, Şamanizm’e dayandığıdır. Bizi bu çalışmaya başladığımızda bu tez doğru değildir dedik. Çünkü çocukluğumuzda Zazaca dualar, gulbantlar, beyitler vardır. Zazaca girilen cemlere biz şahit olduk. Biz başlangıçta Zazaca söylenen gulbantları deyişleri ortaya çıkarıp, bu tezi çürütmek istiyorduk. Fakat bu çalışmaya girdikten sonra, çok daha derin tarihsel hafızayla buluştuk. Buradan hareketle 11. Yüzyıldan çok daha eskilere gittik. İslam ve Hristiyanlık, Yahudilikten öncesi çok daha derin bir hafızaya dayanıyor. Belki de  İbrahim’e dayanıyor. İbrahim’in Urfa’dan mısıra doğru giderken, göçertilmesine sebep olan ne ise o bütünlüğe dayandığını söylüyoruz.  Bunun içindir ki Dersim’e sahip çıkacaksak, tarihin en derin zamanlarından itibaren dinamiği olmuş bir sözlü ve yazılı kültür tartışması yürütmemiz gerekiyor. Bunu Anadolu’da temsil eden son bölge olarak görmek gerekiyor. Bunun için özel bir yerdir. Dersimde mumla arasak bulamayacağımız bir kültürel hafızayla karşılaştık.

Amanos Haber:  Bende karşılaştığım ilginç bilgilerden biride Ezidilere yakın olan Kakailer. Kakailer Seyit Rıza’yı pirimiz olarak görür. Kakailerle Dersim Alevilerinin bağı nedir.

Kemal Kahraman: Kakailer Ezidi değil. Kakai, Kürtçede de keke yani kardeş demektir. Irak tarafında yaygın olan bir inançtır.  İran’da Ehli Haklar var. Aslında Alevilik öğretisi bunlarla kardeştir. Hemen hemen aynı öğretiye sahip. Anadolu’da gördüğümüz Alevilik ile İran’daki Ehli haklar ve ıraktaki Kakailer aynı kültür coğrafyasının kültür topluluklarıdır. Hepsi aynı öğretidir. Birbirlerini tamamlayandır. Barzani hükümetinin ilk kültür bakanlarından biri Kakaidi. Bir röportajında;  Sözlü aktarılan bir hafızada 300-500 yıl önceki bir olayda Dersim, İran ve Irak’tan gelen Alevilerin bir toplumsal olayı birlikte çözdükleri anlatılır. 100 yıl önce sınırlar çizilmeden önce aralarında belirli ilişkiler mevcut.

Anadolu’da  Alevilerin Alevi olarak yada Kızılbaş olarak adlandırılması onlara dışarıdan verilmiş bir isimdir. Gerçekte Alevilerin kendilerine verdi isim “Ra hak” yani hak yoludur. Bu yola talip olanlarda Ehli Haktır. İsimlendirme bazında düşünürsek İran’da Ehli Haklar orijinal ismini korur. Ehli hak ifadesi halen daha beyitlerimizde geçer.

Ezidilikte ayrı bir durum çok ortak yanları vardır. Ama Ezidilik ayrı bir inanç öğretisidir. Aleviliğin diğer dinlerle de ortak yönleri vardır. Yezidilikte bu daha fazladır. Ancak, teorik olarak baktığımızda özellikle şeytanın konumu anlamında ve bütün o anlatılan hikayede bazı farklılıklar var. Bu farklılığın doğurduğu öğreti farklılıklar vardır.

Amanos Haber:  İran’daki Avesta için ne düşünüyorsunuz? Zazaca bilen biri Avestayı okuyup anlayabilir mi?

Kemal Kahraman: Biz bu konuda çalışma yapan bilim adamlarının ulaştığı sonuçlara baktığımızda İrani dillere en yakın olan din Zazacadır. Ama bu konuda bazı abartı yaklaşımlar da mevcut. Zazaca bilen biri Avesta’yı anlayamaz. Biz de Avesta’ya baktığımızda bunu gördük. Ama Zerdüşlük dönemin bir Ortodoks dinidir. Alevilikle Zerdüşlük arasındaki ilişkide de teolijik ve teorik olarak bakıldığı zaman, bazı ortaklıklar var. Bu avesta da görülüyor. Tıpki İslam ve Hristiyanlıktaki gibi Alevilik ve zerdüşlük arasındada benzerlik vardır ama Zerdüştlük Aleviliğin kökeni değildir. Bunun cevabını sözlü tarihte bulabiliriz. Bence Alevilik en eski İbrahimi inanç öğretisidir. 


Metin ve Kemal Kahraman kardeşlerle Röportajımızın ikinci bölümünde Hatay, Arap Aleviliği, Suriye’de yaşanan savaş ve seçimler üzerine konuştuk.

Amanos Haber:  Arap Alevilikle Kürt Aleviliği arasındaki bağ nedir?

Kemal Kahraman: bu konu merak ettiğim bir konudur. Bu konuda incelediğim kitaplar çok yüzeysellik taşıyor. Arap aleviler arasında yapılacak sözlü tarih projesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Dersimden yaşayarak öğrendiğimiz kadarıyla geç kalmakla birlikte sözlü tarih projesiyle, bizzat alevi önderleri kendilerini nasıl tanımlıyorsa öyle bakmak gerekir. Tartışmaya açık olmakla birlikte benim anladığım; bizim İslam üzerinde tanıdığımız karakterler Ali, Muhammed, Fatma, Hasan, Hüseyin, Salman Farisi vb… kişilikler tarihsel kişilikten çok manasal kavramlardır. O kişileri anlamak için yüklendikleri anlamlara bakmak gerekir. Bu anlamda Alevi öğretisindeki tarihsel kişilikler(Hasan, Hüseyin vb..) yaşadıkların yüzyıldan öncede var olan tarihsel anlamlardır. Bu isimler, hep söylendiği gibi, korkuyla baskıyla alınmış kavramlar değildir. Mesela Dersim Aleviliğinden öğrendiğimiz bir şey var: Yaradılışın ilk günü yaratılan nurun adı Nur Oli Mıhemmed’dir. Yani daha biz daha yaradılışın ilk günü yaratılan ışığa Ali Muhammed Nuru diyoruz.  Arap Aleviliğinde bildiğimiz Ortodoks İslam geleneğinden önceki Ali Muhammed , Hasan kavramlarının anlamlarına bakmamız lazım.

Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi; Aleviliği, Ali’yi sevmek olarak nitelendirmek yanlıştır.  Evvel Ali Axir Ali dediğimiz kavramla; Ali evvelde de vardı axir de de olacaktır. Batın alemin sahibi, sır sahibi, Veliullah olarak görüyoruz, Muhammedide Nebiullah olarak görüyoruz. Nebiullah demek Adem’den itibaren gelmiş geçmiş tüm nebileri Muhammed’in kendi zamanındaki tezahürleri olarak görüyoruz. Ali de Ademden itibaren gelmiş geçmiş tüm velilerin tezahürüdür. Hak Muhammed Ali dediğimizde Muhammed’i zahirin, Ali’yi de batinin temsilcisi olarak görüyoruz. İkisin birliği hak birliğidir. Hakka da Azimetullah sıfatını uygun görüyoruz. Bu yaklaşımların benzerleri Arap Aleviliğinde de vardır. Arap Alevilerinde temsil ettiği hafızanın çok daha derin olduğunu düşünüyorum.Diyanetinde  bu konuda Aleviliğe şekil vermek yerine bizim ne söylediğimize bakmaları gerekir.

Amanos Haber:  Munzur’un hacca gitmesi bu Sunnileştirme politikasının sonucu mu?

Kemal Kahraman: Hac İslamla birlikte başlayan bir kavram değildir. İslam’dan öncede Mekke bir hac mevsimidir. Yahudiliğin ve Hristiyanlığında hac töreni vardır. Bizde ki haç, yılın en soğuk ayında dervişler toplanıp 4-5 metrelik kara rağmen kırk gün çile çekerek tek tek bütün ziyaretleri ziyaret ederler. Alevilerinde Kerbela ve Mekke’yi ziyaret etme gelenekleri vardır. Fakat bu Ortodoks gelenekleri oraları fethettikten sonra bizim açımızdan geri plana düşmüş. Munzur efsanesine baktığımızda devlet bu hac kavramını kendi hacları gibi görüp benzeştirmek için bu efsaneyi yayınlamış. Ama Munzur’un başka anlatıları da vardır. Çok daha eskidir. İbrahim’le çoban efsanesidir mesela. Sözlü tarih açısından da anlatı çeşitlilikleri vardır.

 Amanos Haber:  Metin Abi’ye soralım birde Hatay’ı. Hataya en son gelişiniz ne zamandı?

Metin Kahraman:  Apaydınlık kampına 70 yazarla birlikte gelmiştik. Onun dışında yorum zamanından beri her sene Samandağ yada Antakya’ya geldik.

Amanos Haber:  Suriye’deki savaş kuşkusuz burayı etkiliyor. Sizin dışardan gözlemleriniz nedir? Suriye’deki savaş hatayı nasıl etkilemiş görünüyor.

Metin Kahraman:  Bu savaşın yürütücüsü AKP’dir. Ülkemizi ve Ortadoğu’yu bir savaşın ortasına attı.Hatay’dan Hakkari’ye kadar insanlar kaygılı. Hatay’da daha fazla kaygı var. Burada aynı zamanda sisteme müdahale etmeye çalışılıyor. Öncesinde Alevi ağırlıklı bir ticaret varken, son birkaç yıldır, Ticaret Alevilerin elinden çıktığı görülüyor. Bu savaşı lanetliyoruz.

Kemal Kahraman: Akp mezhepçilik temelinde çok tehlikeli işler yapıyor. Özellikle komşularımızla ile olan ilişkilerimizi değiştirdi. Bu savaş bitse bile onlarca yıllık bir düşmanlığın temeli atılıyor. Benim gördüğüm kadarıyla AKP yi götürecek bir zemin arayacaksak, Bu AKP’nin gözü karalığı, O’nun sonu olacak.

Amanos Haber:  Kobane bir çok şeyi değiştirdi. Alevilerle Kürtlerin yakınlaşması gerçekleştirdi mi?

Metin Kahraman:   Kobane bir devrimdir. Çünkü 20-30 yıldır halkların kardeşliğinden bahsediyoruz. Kobanede her kesimden insan bir araya gelerek barbarlığa karşı geldi o anlamda,Kobane bir devrimdir. HDP’nin de çoğulculuğu esas alarak hareket etmesinde Kobane deki direnişin çok önemli rolü var.

Amanos Haber:  Seçimlere dönük mesajınız var mı?

Metin Kahraman:   HDP’yi destekliyoruz.

Kemal Kahraman: Kobane konusunda da bende aynı şeyi düşünüyorum. Ortadoğu, Sunni, Şii vs. diye mezhep çatışmaları şeklinde bölünmüşken, Kürtlerin çoğunluğunun Sunni olmasına rağmen, burada kendi talepleri ekseninde gerici İŞİD barbarlığına karşı halk olarak durdular. İŞİD’in AKP’ninde önünü açmasıyla birlikte Anadolu içlerine kadar girmesine engel oldular. Çok önemli tarihsel işler yaptılar. Savaş daha yeni başladığı günlerde AKP’nin hesabı çok daha farklıydı. O anlamda Suriye yönetimin Kürt bölgelerinde çekilmesi AKP’yi çok zor durumda bıraktı. Çok iyi görülmüş bir hamledir. Buradan hareketle de Alevilerin Kürt Hareketine yönelik tarihten gelen kuşkuları vardı. Zaman zaman bu şüpheyi haklı çıkaracak hatalı çıkışlarda oldu. Örneğin bu savaşı bitirmek için ortaya atılan bin yıllık kardeşlik tezi. Bu Alevileri ürküttü. Bu anlamda bu seçimle birlikte HDP’nin yeni bir stratejisiyle, hak talebi olan diğer halklarla birlikte yeni bir demokrasi mücadelesi çerçevesinde bir hat kurmaları çok önemli bir hamledir. Özellikle Selahattin Demirtaş gibi olumlu doğru yaklaşımlarla Alevileri kısa sürede ikna etti. Bu anlamda HDP nin yaptığı çok önemli bir girişimdir. Özellikle bu sistemin uygulamalarından mağdur olan tüm halkların, 30-40 yılık bir deneyimi olan bir siyasi hareketin kendisini dönüştürmesiyle yan yana gelmelerini çok önemli buluyorum. En başından beri bu birlikteliğin kurulması gerekiyordu. HDP’ nin diğer grupların da taleplerini içeren bir formül oluşturması çok önemli. Türkiye’yi değiştirmek hedefini yaparken kendisini değiştirip dönüştürmek ancak Kürt Hareketinin altından kalkacağı bir şeydir. Bunu görüp buna uygun siyaset geliştirdiler. Bizde genel olarak Alevilerin yönelimine bağlı olarak bizde HDP’yi destekliyoruz. Bütün demokratları ve Türkiye’nin gidişatına dur demek isteyen herkesi bu çerçevede HDP’yi desteklemeye davet ediyoruz.

Amanos Haber:  Demirtaşa bir mektup her seçim öncesi yazılıyor. Bu konuda Dersimlilerin ne dediğini önemli bence. Dersimliler Demirtaş’a güveniyor mu?

Kemal Kahraman: Aslında Dersim Kürt hareketini başından beri destekliyor. Çünkü haklı bir mücadeleydi.Biz 90ların başında yakın çevremdeki gördüğüm kadarıyla ve özellikle Doktor Baranla birlikte hızla gelişti. Ancak, PKK’nin yaptığı hatalar dolayısıyla aynı hızla bir geri çekiliş yaşandı. Aslında Dersimlilerde bir netlik var.Dersimliler CHP’ye oy vermelerine rağmen hiçbir zaman CHPli olmadılar. Dersim’i Stokholm sendromu olarak gören temsilciler varsa bunu yanlış okuyorlar. Bu yanlış perspektiften bakarak Dersimlileri Kemalist olarak nitelendirmek yanlış. İdeolojik olarak hiçbir zaman Kemalist olmadılar. CHP’ye oy vermeleri bunu böyle göstermez. Meşruyet zemini içerisinde önünde başka bir alternatif olmaması sebebiyle, oyların boşa gitmemesi sebebiyle CHP ye oy verdiler. CHP’nin laiklik tezi, Sunni vatandaşlık tezini ortadan kaldırıyor 600 yıllık hilafetten sonra laiklik zemininde herkesin eşit oluşunu söylüyor. Ama bu bir ideolojik angajman dolayısıyla değil de, ehven-i şer dolayısıyla idi. Şimdi Selahattin Demirtaş’la somutlayan akıl belirleyici olunca Dersimliler desteklerini veriyorlar.

Amanos Haber:  Arap Alevilere son mesajınız ne?

Kemal Kahraman:  Arap aleviler arasında çok ciddi sözlü tarih çalışmaları yapmaları gerekiyor. Bu kültürü bu inancı, birikimlerini derleyip toparlamak çok önemlidir.

İkincisi, aktüel siyasi angajman çerçevesinde bakılırsa önümüzdeki alternatifler arasın Kürt siyasi hareketinin bize sunduğu perspektif hepimizi için en hayırlısıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ nin 70-80 yıllık taraflı uygulamaları eleştiren, bunları eleştirirken kendini de eleştiren kendine dönükte kendini yenileme çabası içerisinde olan Kürt Hareketi bizim için en önemli alternatiftir. Siyaseten böyle bir angajman içinde olmamız gerektiğini düşüyorum.

Metin Kahraman:  Bende yıllardır gidip geliyorum. Bende sözlü tarif projesini önemine vurgu yapmak istiyorum.

http://www.amanos.org

 

 

 

Bu Haberde Dikkatinizi Çekebilir!

alevi-bektasi-federasyonu-genel-merkezine-saldiri

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Merkezine Saldırı

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Merkez Binamıza dün gece kimliği belirsiz kişi veya kişilerce girilmiş, ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir